<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Akademik Yazılar &#8211; Uzm. Dr. Gülay Oğuz</title>
	<atom:link href="https://www.gulayoguz.com/category/akademik-yazilar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.gulayoguz.com</link>
	<description>PSİKİYATRİST-PSİKOTERAPİST</description>
	<lastBuildDate>Mon, 11 Jan 2021 16:16:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>GENEL TIPTA BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ UYGULAMALARI</title>
		<link>https://www.gulayoguz.com/genel-tipta-bilissel-davranisci-terapi-uygulamalari/</link>
					<comments>https://www.gulayoguz.com/genel-tipta-bilissel-davranisci-terapi-uygulamalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2021 17:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akademik Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gulayoguz.com/?p=2155</guid>

					<description><![CDATA[Dr.Gülay Özdemir Oğuz- Dr Aytül Karabekiroğlu Yazarların kısa özgeçmişleri: Dr. Gülay Özdemir Oğuz: Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu.&#160;&#160; Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde psikiyatri ihtisasını tamamladı. 2011 yılına kadar Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalıştı. Şu anda serbest psikiyatri uzmanı olarak çalışmakta, Bilişsel-Davranışçı Terapiler Derneği’nde yönetim kurulu üyesi ve eğitimci olarak görev yapmaktadır. Dr. Aytül &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Dr.Gülay Özdemir Oğuz- Dr Aytül Karabekiroğlu</strong></p>



<p><strong>Yazarların kısa özgeçmişleri:</strong></p>



<p><strong>Dr. Gülay Özdemir Oğuz:</strong></p>



<p>Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu.&nbsp;&nbsp; Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde psikiyatri ihtisasını tamamladı. 2011 yılına kadar Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalıştı. Şu anda serbest psikiyatri uzmanı olarak çalışmakta, Bilişsel-Davranışçı Terapiler Derneği’nde yönetim kurulu üyesi ve eğitimci olarak görev yapmaktadır.</p>



<p><strong>Dr. Aytül Karabekiroğlu</strong></p>



<p>Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; mezunu. Marmara Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri ABD’nda psikiyatri ihtisasını tamamladı. 2010 yılından beri Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başasistanlık kadrosunda görev yapmaktadır.</p>



<p><strong>İletişim adresi:</strong> Kale mah. Kaptanağa sok .&nbsp; Emin Arif Tuksal&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İş hanı Kat 5 Samsun</p>



<p>gozdemir24@hotmail.com</p>



<p style="font-size:24px"><strong>Özet:</strong></p>



<p><strong>Günümüzde, mortalite oranlarının azalması ile birlikte kronik hastalıkların sıklığı artmaktadır. Kişiler kronik hastalıklarla karşılaşınca psikolojik değişiklikler yaşarlar. Her fiziksel hastalık bir krizdir. Bazı araştırmacılar hastalığa karşı verilen tepkileri normal tepkiler, sakınma tepkisi, reaktif depresyon, psikolojik yıkım olarak belirlemişlerdir. Kişiler yaşadığı kaygı ve depresyonla baş edebilmek için bastırma, inkar, rasyonalizasyon, yansıtma gibi&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; çeşitli savunma mekanizmaları kullanmaktadırlar. Hastalık nedeni ile yaşamlarını değiştirmeleri gerekebilir. Tedaviye bağımlılık ise psikolojik sorunların temelini oluşturur. Bu nedenle kronik hastalıklara psikiyatrik yaklaşım önemlidir. Bilişsel-Davranışçı Terapiler (BDT), yapılandırılmış, problem çözmeye ve fonksiyonel olmayan düşünceleri değiştirmeye yönelik kısa süreli bir terapidir. Duygusal tetikleyiciler bir&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; çok organik problemi arttırabilir. BDT’nin amacı duygusal tetikleyicileri azaltmaktır. Bireysel ve grup formatında uygulanır. Formülasyon ve beceri eğitimi olarak iki bölümden oluşur. Formülasyonda&nbsp;&nbsp; stresli durumları oluşturan düşünceleri bulmak önemlidir. Beceri eğitimi ise sağlıksız düşünceleri azaltıp sağlıklı olanları öğrenmeyi ev ödevleri aracılığı ile sağlar. Bir&nbsp;&nbsp; çok basit BDT tekniği (gevşeme, </strong><strong>rol oyunu) kronik hastalıklarda kullanılmaktadır. Genellikle seanslar 50-100 dakika sürer; grup terapide ise daha uzundur. Tedavi haftada 1-2 ve 12-16 hafta sürelidir. Bu yazıda sık karşılaşılan kronik hastalıklar içinde yer alan Kronik Yorgunluk sendromu, İrritabl barsak sendromu&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; hastalıklarında BDT uygulamaları anlatılacaktır.</strong></p>



<p><strong>Anahtar kelimeler</strong><strong>: bilişsel-davranışçı terapi, , irritabl barsak sendromu, kronik yorgunluk semdromu</strong></p>



<p><strong>Summary</strong></p>



<p>Nowadays&nbsp;,chronic&nbsp;illnesses increased with the decline in the mortality rate because of new treatment approachs. People experince psychological changes when they face chronic illnesses. Every physical illness is a crisis. Some researchers identified the reactions which are response against the illness , are&nbsp;normal response, avoidance response, reactive depression and psychological devastation. Person uses some defense mechanisms in order to cope with depression and anxiety.(repression, denial, rationalization, projection) They may need to change their life because of illness. Addiction to the therapy constitutes the basis of the psychological problems. Thus , psychiatric approach is important against chronic illnesses.Cognitive Behaviour Therapy is a structured&nbsp;short term thearpy, which aims to solve problems and change dysfunctional thoughts. Emotional triggers can increase many organic problems. The purpose of CBT is reduce emotional triggers. This therapy is applicated personally or in a group formation. It consists of two parts as formulation and skill training.<br>In formulation part , it is important that reveal the thoughts which causes stessful situations.<br>Skill training provides reducing unhealty thoughts and learn healty ones, through homeworks. Many simple CBT technics(relaxation, role play)&nbsp;are used in chronic illnesses. Sessions are generally&nbsp; 50-100 minutes and in group therapy are longer. Therapy includes 1-2 sessions&nbsp;&nbsp;in a week, in a period of 12-16 weeks. In this issue of the actual psychiatry magazine, using of CBT&nbsp;will be told, in common chronic fatigue syndrome and irritabl bowel diseases .</p>



<p><strong>Key words:</strong><strong> Cognitive behaviour&nbsp;&nbsp; therapy, İrritabl bowel syndrome, chronic fatigue syndrome</strong></p>



<p style="font-size:24px"><strong>KRONİK YORGUNLUK SENDROMU VE BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ UYGULAMALARI</strong></p>



<p>“Çok yorgunum, beni bekleme kaptan<br>Seyir defterini başkası yazsın<br>Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman<br>Beni o limana çıkaramazsın&#8230;”</p>



<p>Memleket sevdasından yorgundu Nazım Hikmet, hasret bitse gönül yorgunluğu da deva bulacaktı. Sebepli yorgunluğun çaresi çoktur, sebepsiz olanda ise karamsarlığa yer yoktur. Kronik yorgunluk sendromu da öyledir; sebebi yok ama önemi çoktur.<strong></strong></p>



<p>Kronik yorgunluk sendromu nöropsikiyatrik, nöroendokrin,&nbsp; immünolojik, semptomlarla kendini gösteren, multi-sistemik tutulumlu,&nbsp; 6 aydan uzun süren, sakatlayıcı ve ağır bitkinlik ile karakterize, santral sinir sistemi işlev bozukluğudur. Yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, atralji, ateş, miyalji, baş ağrısı, uyku bozuklukları ve psikiyatrik yakınmalarla kendini gösteren bu hastalık, çok uzun bir süre Febricula, Nevrasteni, Da Costa sendromu, Royal Free hastalığı, Epidemik Nöromiyasteni, İzlanda Hastalığı, 20.Yüzyıl hastaliği, Fibromiyalji gibi isimlerle tanımlanmıştır<sup>1</sup>. Hastalık Kontrol Merkezi (Center for Disease Control) tarafından 1987 yılında tanı kriterleri ile Kronik Yorgunluk Sendromu (KYS) adını almıştır. Hastalık, yaklaşık %70 oranında kadınlarda ve özellikle de 30-50 yaş arasında görülür. ABD’de yaygınlığı genel toplumda %2 civarında, kadınlarda %3.4, erkeklerde %0.5 bulunmuştur.(2)&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Klinik olarak değerlendirilmiş, tanımlanamayan devamlı veya tekrarlayan yorgunluğun yeni veya bilinen bir zamanda başlaması (örneğin yaşam boyunca olmaması), devam eden bir hareketlilik sonucu olmaması, esas olarak dinlenmekle hafiflememesi ve mevcut iş, eğitim, sosyal ve özel yaşam aktivitelerinde belirgin azalmaya yol açması, kronik yorgunluk sendromunu akla getirir. Hastalarda daha çok dinlenirsek daha iyi hissederiz düşüncesi hakimdir. Greelaff-Kozlowski çalışmasında dinlenmenin semptomları daha fazla artırdığını göstermiştir<sup>3</sup>.<br></p>



<p style="font-size:25px"><strong>KRONİK YORGUNLUK SENDROMU KRİTERLERİ</strong></p>



<p style="font-size:22px"><strong>Majör kriterler</strong>;</p>



<p>1- En az altı aydan bu yana günlük aktivitede % 50 azalmaya yol açan, istirahatle geçmeyen, tekrarlayıcı yorgunluk,</p>



<p>2-Bu tabloyu açıklayacak diğer fiziksel ve psikiyatrik durumların dışlanması.</p>



<p style="font-size:22px"><strong>Minör Kriterler;</strong></p>



<p>Hafif ateş, boğaz ağrısı, servikal ve aksiller lenf nodlarında hassasiyet, açıklanamayan kas güçsüzlüğü, miyalji, egzersiz sonrası bitkinlik, baş ağrısı, gezici noninflamatuar atralji,&nbsp; nöropsikolojik yakınmalar (fotofobi, skotom, unutkanlık, konfüzyon ,depresyon, aşırı huzursuzluk), dinlendirmeyen uyku, semptomların akut ve subakut başlaması</p>



<p>İki majör, kriterle birlikte sekiz minör kriter ya da iki majör kriterle birlikte altı minör ve en az iki fizik muayene bulgusunun olması, 6 ay veya daha uzun süre boyunca devam etmesi ve yorgunluktan daha önce başlamaması gerekir.<br>Kronik yorgunluk sendromunun oluşmasına neden olan birçok etken olmasına karşın ,&nbsp;&nbsp; bir kez başladıktan sonra hastalığın oluşturduğu yorgunluğun ve yeti yitiminin devam etmesine neden olan etkenler şu şekilde sıralanabilir;</p>



<p><strong>Bedenin formda olmaması</strong>; Uzun süre hareketsiz kaldığınızda yeteri kadar kullanılmadıkları için kaslar zayıflayarak daha az enerji üretir. Kasların bir diğer görevi de kanın vücuttan kalbe geri gönderilmesini sağlamaktır. Eğer kaslar zayıf ise bunu yeteri kadar yapamaz, kan bacaklarda toplanarak beyine daha az gidecek, kanın vücuttaki dolaşımı ve kanın taşıdığı oksijen miktarı azalmış, kan basıncı düşmüş ve kalp atışı hızlanmış olur. Baş dönmesi, terleme, çarpıntı, zihinsel durgunluk gibi şikayetler oluşur.</p>



<p><strong>Tahteravalli;</strong> İyi hissedilen gün çok iş yapma, yorgun ve iyi hissedilmeyen gün dinlenme, beden saatinin bozulmasına yol açar. Baş ağrısı, dikkat azlığı, uyku bozukluğu oluşur.</p>



<p><strong>Daha da kötüleşmekten korkmak; </strong>Dinlenme miktarı arttıkça daha fazla yorgunluk hissedilir.</p>



<p><strong>Kişinin kendine karşı katı olması;</strong></p>



<p><strong>Belirtilere odaklanma</strong></p>



<p><strong>Engellenmiş ve kötü hissetme</strong></p>



<p><strong>Endişe duyma</strong></p>



<p>Daha önce yapılan etkinliklerin yapılamaması kendine güven duygusunu da zedeler. Örneğin; ev işlerini yapamayan ev hanımı hem evin düzensizliği ile hem de KYS semptomları ile uğraşır. Tedavi olarak antiviral tedavi, immunolojik tedavi, antidepresan tedavi, bilişsel davranışçı terapi, fizik tedavi ve egzersiz, diğer tedaviler (diyet) uygulanır.</p>



<p style="font-size:22px"><strong>Bilişsel Davranışçı Terapi Programı</strong></p>



<p>&nbsp;Bu tedavide hastaların bilişsel davranışçı terapi yöntemleri kullanılarak düşünceler, duygular, davranışlar ve KYS belirtileri arasındaki ilişkiyi anlamasını sağlamak ve bu belirtilerle baş etmek için daha etkin stratejiler geliştirmesi hedeflenir<sup>4</sup>. Bazı uygun olmayan düşünceleri değiştirmek ve davranışları daha işlevsel hale getirmek, hastalara kronik yorgunluk durumları hakkında farklı düşünmeyi öğretmeyi ,&nbsp;&nbsp; stresli durumları idare etmeyi ve karmaşık durumların düzeltilmesi yeteneğini sağlar<sup>4</sup>. Terapi 6-20 seans arasında değişir. Terapinin ilk seansında iyi bir terapötik ilişki kurulması, BDT ile ilgili bilgilendirme, formülasyonun yapılması ve tedavi hedefinin belirlenmesi gerekir. Tedavi üç aşamadan oluşur;</p>



<p><strong>1.aşama</strong> ;&nbsp;&nbsp; Hastaların aktivite günlüğü, uyku düzenleme günlüğü tutması ve yeni hedeflerin belirlenmesini içerir.</p>



<p><strong>2.Aşama</strong>;&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <em>a)İyi giden yönleri ve daha çok dikkat edilmesi gereken problemleri saptama</em></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <em>b)Yeni hedefler koyma</em> :&nbsp; Öncelikle günlük plan yaparak uygulanabildiğinde haftalık plana geçmek ve hedeflerin kolaydan zora doğru artırılması uygundur. İyi bir uygulama da,&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; dinlenmeye ayrılan zaman giderek azalmalı, etkinlik zamanı artmalıdır.</p>



<p><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; c)Olumsuz düşünceleri çalışma; </em>Kronik yorgunluk hisseden bir hastaya şu an aklınızdan ne geçiyor sorusu ile otomatik düşünceleri bulmak ve alternatif düşünce kavramını anlatmak önemlidir. “Hiçbir zaman iyileşemeyeceğim.”, “Bu gün hiçbir şey başaramadım ki” gibi hayal kırıklığı oluşturan düşünceleri belirlemeyi sağlar. Olaylar karşısında olumsuz otomatik düşünceler ortaya çıkabilir. Bir düşünceyi gerçek ile karıştırmamak gerekir. Bir şeyin doğru olduğunu düşünmek, onun doğru olduğu anlamına gelmez.</p>



<p>Stres ile karşılaşıldığında 2 ayrı&nbsp; &#8220;biyolojik acil durum reaksiyonu&#8221; vardır.</p>



<p>1-Savaşma veya kaçma;<br>2- Durma, çekilme veya donup kalma<br><br>Birincisi sağlıklı organizmanın cevabıdır. Stres sistemi bu cevabı veremeyen organizma ise ikincisini gösterir ki bu homeostatik olmayan ve organizmayı tehlikeye maruz bırakan bir cevaptır. KYS hastasının stres cevap sistemi ancak bu ikinci sınıf cevabı oluşturabilmektedir.<br>Stresli olduğumuz ve duygularımız harekete geçtiği zamanlar, işlevsel olmayan bir biçimde düşünmeye başlarız. En sık yapılan düşünce hatalarından biri hep ya da hiç şeklinde düşünmedir.&nbsp; Stresin Kronik Yorgunluk Sendromu belirtilerini arttırdığının bilincinde olmak önemlidir. BDT hastalara stres faktörlerini daha iyi tanıma ve daha başarılı yönetmede yardımcı olur.</p>



<p>KYS de sık karşılaşılan düşünce hataları,</p>



<p>1-ya&nbsp;&nbsp;&nbsp; hep ya hiç</p>



<p>2-falcılık</p>



<p>3-düşünce okuma</p>



<p>4-aşırı genelleme</p>



<p>Örneğin; Bu soğuk algınlığı her şeyi geri getirebilir şeklindeki olumsuz otomatik düşünce; Dinlenirsen iyi olurum, önemli bir şey değil şeklindeki alternatif düşünce ile değiştirilebilir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <em>d) Gelişmeyi engelleyen diğer sorunları tespit etme.</em> Çevresel faktörler ve kişilik özellikleri bu hastalığın oluşumunda çok etkilidir. Mükemmeliyetçilik, KYS’si olan hastada çok tehlikelidir. Çünkü çok hasta olmasına karşın çok yüksek hedefler belirlenir ve bu,&nbsp; hayal kırıklığına uğramasına sebep olur<sup>4</sup>.</p>



<p><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; e) Geri dönüşlerin nasıl yönetilebileceğine ilişkin plan yapma</em></p>



<p><strong>3. aşama; </strong>Gelişmeye nasıl devam edileceğini&nbsp;&nbsp; ve tekrarlamalarla nasıl baş edileceğini belirleme aşamasıdır. Üç aylık bir planlama önerilir. Düzenli aralıklarla gelişim değerlendirilmesi yapılması önerilir.</p>



<p>BDT tedavisi ile analitik tedavi 45 hastada karşılaştırılmış ve BDT daha etkin bulunmuştur<sup>5</sup>.<strong>&nbsp; </strong>BDT ile hastanın kendini gözlemi ve ödevlerin kullanılması ile, hastalar hayatlarında egemen olan yorgunluğa karşı çaresiz oldukları sabit fikrinden yavaş yavaş bunun bir&nbsp;&nbsp; çok olumlu olanın arasında sadece tek bir olumsuz ve bir dereceye kadar tedavi edilebilir bir sorun olduğu fikrine geçerler.</p>



<p>Kronik yorgunluk sendromunun tedavisinde KDT’nin&nbsp; yararlı olduğunu gösteren bazı çalışmalar bulunmaktadır.1996 da Michael Sharp ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada sadece tıbbi tedavi alan grupta&nbsp; %27,&nbsp; KDT tedavisi alanlarda ise %73 iyileşme görüldüğü bulunmuştur<sup>6</sup>. Londra 1998’de&nbsp; Alicia Deale&nbsp; ve ark. tarafından yapılan bir diğer çalışmada da 13 seans KDT ile aynı sayıda gevşeme tedavisi alan grupta %19, KDT alan grupta %70 oranında iyileşme tespit edilmiştir<sup>7</sup>.Beş yıllık takip sonucunda KDT ile iyileşme gösteren bireylerin çoğu bu iyilik halini sürdürdüğü bulunmuştur. Hollanda da yapılan bir diğer çalışmada katılımcılar KDT alanlar, bir destek grubuna dahil olanlar ve hiç tedavi almayanlar olarak üçe ayrılmıştır. Sekiz aylık takibin sonunda KDT diğer kontrol seçeneklerinden anlamlı olarak daha etkin bulunmuştur. KDT alanların yaklaşık yarısı belirgin bir iyileşme gösterirken, kontrol gruplarında ise belirgin bir fark görülmemiştir KYS’nin&nbsp; kognitif davranışçı modeli KYS’ye yatkın kişiler üzerinde incelenmiştir<sup>7</sup>.Bu kişilerin çok uç derecede aktif olan ya da stres altındaki kişilerden oluştuğu tespit edilmiştir.</p>



<p>Buraya kadar anlattıklarımızı bir olgu üzerinden tartışmaya çalışalım.</p>



<p><strong>OLGU:</strong></p>



<p>Bayan S 32 yaşında evli, 2 çocuğu var, turizm bölümü mezunu, çalışmıyor.</p>



<p>Aşırı yorgunluk, baş dönmesi, halsizlik, bacak ağrıları, evden çıkmama, dikkat dağınıklığı yakınmaları ile bize başvurdu. Hastalık 3 yıl önce geçirdiği bir grip sonrası başlamış, öncesinde neşeli, eğlenceli biri olduğunu söylüyor. Herhangi bir organik hastalığı yok.</p>



<p style="font-size:22px"><strong>KAVRAMSALLAŞTIRMA</strong></p>



<p><strong>Hastalığı sürdüren faktörler:</strong></p>



<p><strong>1-Fiziksel aktivite azlığı</strong>, Bayan S’nin yaşadığı yorgunluk çok düşük aktiviteye sahip olmasından kaynaklanıyor olabilir. Bu durum kaslarında atrofi oluşumuna ve bedensel gücün azalmasına yol açar.</p>



<p><strong>2-Kognisyonlar: </strong>Bayan S, eğer aktivite yaparsa daha kötü hissedeceğine, yataktan çıkmasının mümkün olmadığına inanmaktadır. Aktivite artımının işe yaramayacağına inanır. Mükemmeliyetçilik belirgindir.</p>



<p><strong>3-Duygular.</strong> Bayan S, kendini tükenmiş ve utanç içinde hissetmektedir. En baskın duygu anksiyetedir. KYS depresyon değildir. Depresyonda kortizol miktarı artarken, KYS de azalmaktadır.</p>



<p><strong>Yatkınlık ve tetikleyici faktörler</strong></p>



<p>1-Erken deneyimler ve inançlar: Anne tarafından aşırı eleştiri almış ve her zaman başkalarını mutlu etmeye programlamıştı, herkese karşı aşırı vericiydi.</p>



<p>2-Kritik olaylar: En yakın arkadaşı ile yaşanan bir tartışma ve dargınlık olması</p>



<p><strong>Tedavi planı</strong>: Bayan S’nin hastalığının devam&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; etmesinde en önemli etken, aktiviteden kaçınma davranışı ve ona zarar veren hipersomniasıdır. Birinci adım aktiviteden kaçınma ve uyku fazlalığı konusunda çalışmaktır. Amaç neyi yapmak istemediğini belirlemek ve bunun nedenini bulmaktır. Böylece inançlarına ulaşırız. Ona göre hareket halinde olursa çok daha kötü olacak, hiç kalkamayacak, zayıf biri olacaktı. Öncelikle evinin koridorlarında 2-3 dakika yürümeyle başlanır, uyanma saati erkene alınır. Aktivite artımını ve bununla ilgili korku oluşturan kognisyonlar belirlenir. Formülasyon ile hastanın onu neyin kötüleştirdiğini ,&nbsp; neyin onu bu duruma daha yatkın hale getirdiği, durumu kötüleştiren faktörleri bilmesini sağlar. Sürdüren faktörler ve inançlar bulunarak değişim üzerinde çalışıldı. Bayan S’nin yakınmaları azaldı ve arkadaş toplantılarına katılmaya başladı.</p>



<p style="font-size:25px"><strong>İrritabl Barsak Sendromu’nda Bilişsel Davranışçı Terapi Uygulamaları</strong></p>



<p>İrritabl barsak hastalığı (İBS) şiddeti ve tipi zaman içinde değişen, tipik olarak stres ile ilişkili alevlenmeler gösteren kronik semptomlar ile tanımlanır.&nbsp;Birinci basamak sağlık hizmetlerinde en sık karşılaşılan hastalıkların başında gelmektedir. Hipertansiyonun iki katı, diyabetin altı katı sıklıkta görülmektedir. Rahatsızlığa yönelik tedavi başvurusu genelde 30 ile 50 yaşları arasında olmakla birlikte, hastalık genelde genç yaşlarda başlamaktadır<sup>8</sup>. Yaygınlığı % 10-22 arasında değişmektedir<sup>8</sup>. İBS, karın ağrısı, dolgunluk, şişkinlik hissi, anormal bağırsak hareketlerinin birlikte görüldüğü bir tablodur. Karın ağrısı ve şişkinlik dışkılamadan sonra geçer. Toplumda kadın erkek oranı 2/1 iken, tedavi için başvuranlar arasında 3/1’dir<sup>9</sup>. Hastalığın gidişi genelde süreğen olup, iyileşme ve alevlenme dönemleri ile seyreder. Hastalığın başlangıcından çok alevlenmelerin stresle ilişkili olabileceği söylenmektedir.</p>



<p>IBS’yi ortaya çıkaran, tetikleyen ve devamını sağlayan çok sayıda faktör bulunmaktadır. Ancak günümüze kadar IBS’ye sebep olan organik bir patoloji saptanamamıştır. Drossman (1996) IBS’nin oluşumunu ve devamına sebep olan faktörleri biyopsikososyal model ile açıklamıştır ve bu model günümüzde de geçerliliğini korumaktadır<sup>10</sup>. İBS olan hastalarda gastrointestinal sistemin motilitesinde artma ya da azalma ve viseral bir duyarlılık artışı mevcuttur. Başka bir deyişle bu kişiler; baharatlı yiyecekler, soğuk, gastrointestinal sistemi etkileyen viral enfeksiyonlar gibi uyaranlara sağlıklı bireylere göre daha duyarlıdırlar. Ancak bu belirtilerin klinik yansımaları psikososyal faktörlerden oldukça etkilenir<sup>11</sup>. Çalışmalar IBS nedeni ile tedavi arayışa girmeyen IBS hastalarının psikolojik parametreler açısından sağlıklı kontrollerden farklı olmadığını belirtmektedir<sup>12,13</sup>. Ancak IBS nedeni ile tedavi arayışına giren IBS hastalarının büyük ölçüde psikiyatrik ek tanı gösterdiği belirtilmektedir <sup>8,11,14,15</sup>. IBS olan hastalar içinde kliniğe başvuranların stresli yaşam olaylarına daha sık maruz kaldıkları, taciz hikayesi, cinsel travma hikayesi ve sosyal destek azlığı gibi stresörlere daha sık maruz kaldıkları gösterilmiştir<sup>16,17</sup>. İBS’nin psikiyatrik hastalıklara yol açtığı mı, psikiyatrik sorunlar sonrasında mı IBS oluştuğu ya da birlikte mi bulundukları&nbsp; &nbsp;net değildir.&nbsp; IBS olan kişiler, genellikle bu belirtilerin henüz saptanamamış ciddi bir hastalıktan kaynaklandığını düşünürler ve bu hastalığın tanımlanabilmesi amacı ile sık sık sağlık kuruluşlarına başvurmaktadırlar. Kişilerin gastrointestinal belirtileri ile ilgili düşünceleri kişinin davranışlarını belirlemektedir. Eğer kişinin&nbsp; “bu belirtilerim gerçekte açıklanamayan tıbbi bir problemden kaynaklanıyor” şeklinde bir düşüncesi mevcutsa, bu düşünce endişenin oluşmasına ve&nbsp;&nbsp; sık sık tedavi arayışına girme, sık tetkik yaptırma gibi davranışların ortaya çıkmasına yol açacaktır.</p>



<p>Neden olan faktörlerden bağımsız olarak, bu hastalıkla ilgili düşünceler ve buna eşlik eden anksiyete, belirtilerin süresinin ve şiddetinin artışına yol açar. IBS hastaları genellikle, yaşadıkları olumsuz yaşam olaylarının, kişiler arası çatışmalarının, psikolojik stresörlerin kendi yaşantıları üzerindeki etkilerini küçümsemektedirler. Fiziksel belirtileri ile psikolojik stresörler arasında ilişki kurmakta oldukça güçlük yaşarlar. Kişi, bu belirtilerin oluşmasını engellemek ve bu belirtiler oluştuğunda mümkün olduğunca bu belirtileri hızlı kontrol altına alabilmek amacı ile bazı kaçma ve kaçınma davranışları göstermeye başlar. Bu kaçma ve kaçınma davranışları anksiyete bozukluklarına benzer şekilde hastalığın devamına katkıda bulunmaktadır.</p>



<p>IBS belirtilerini tamamen ortadan kaldırabilecek kabul gören bir farmakoterapi seçeneği henüz yoktur<sup>9</sup>. Çalışmalar, IBS tedavisinde dört farklı psikolojik tedavinin ( relaksasyon eşliğinde kısa süreli psikodinamik psikoterapiler, hipnoterapi, bilişsel-davranışçı terapi ve bilişsel terapi) farmakoterapiden üstün olduğunu göstermektedir<sup>18,19</sup>. Bu psikolojik tedaviler içinde merkezi sinir sistemi ile bağırsak fonksiyonları arasındaki ilişkiyi temel alan bilişsel terapinin daha etkin olduğu belirtilmektedir<sup>9</sup>. Dikkat, biliş gibi yüksek düzey beyin işlevlerinin, beyin-bağırsak sistemi arasındaki sinyalleri değiştirerek gastrointestinal sistem üzerinde etkili olabileceği bilindiğinden, bilişsel terapinin de benzer mekanizmalar üzerinden etkin olabileceği savunulmaktadır<sup>20</sup>.</p>



<p>IBS’de bilişsel davranışçı terapinin temel hedefi, başvuranın gastrointestinal belirtileri için yeni açıklamalar getirmesini sağlamaktır.&nbsp; Bilişsel davranışçı teknikler yardımı ile danışanın düşünceler, duygular, davranışlar ve İBS belirtileri arasındaki ilişkiyi keşfetmesi&nbsp; ve yaşam kalitelerini arttırmak amacı ile IBS belirtileri ile baş etmek için daha etkin stratejiler geliştirmesi hedeflenir.</p>



<p>IBS olan kişi psikiyatri kliniğine genel olarak bir gastroenteroloji uzmanı tarafından yönlendirilir. İlk görüşme sonrasında ya da öncesinde hastayı yönlendiren hekim ile iletişim içinde olarak hastanın tıbbi durumu ve devam eden tedavisi hakkında bilgi sahibi olunması önerilmektedir<sup>11</sup>. İlk görüşmede hastanın psikiyatri kliniğine yönlendirildiği için nasıl hissettiği ve bu durumun hasta için anlamı anlaşılmalıdır. Başvuranların bir kısmı, bu yönlendirme nedeni ile anlaşılmadıklarını düşünüyor olabilirler. Daha sonrasında hastalığın ilk başlangıcı, devam ettiren faktörler, bu belirtilerin ortaya çıkmasını kolaylaştıran faktörler araştırılır. Bu hastalıkla ilişkili psikososyal faktörler incelenir. Hastanın bu hastalığın yaşamı üzerindeki etkileri anlaşılmaya çalışılır. Değerlendirme sırasında hastanın İBS dışında kronik baş ağrıları, sırt ağrıları gibi diğer psikosomatik hastalıklarının var olup olmadığı öğrenilir.</p>



<p>Değerlendirme sırasında belirtiler hakkında daha detaylı bilgi ağrı günlükleri, belirti günlükleri aracılığı ile elde edilebilir. Belirti günlüğünde hasta günlük bağırsak hareketlerini ve ağrılarını tanımlar. Hastalar belirtilerini çoğunlukla diyare, konstipasyon ya da her ikisinin birlikte bulunması şeklinde tanımlarken, bir kısmı ağrı, şişkinlik ve gazdan şikayet eder. Belirti günlüğü, tedavi başlarken tutulmaya başlanır ve tedavi süresince de devam eder. Bu günlükler aracılığı ile, ağrının şiddeti, doğası, arttıran ve azaltan faktörler, hastanın şikayetleri değerlendirilir. Tedavinin devamında belirti günlüğü kullanılmasının amacı, belirtilerin şiddetinin nasıl değiştiği konusunda veri sağlamaktır.</p>



<p>Hastanın yaşadığı sosyal çevrenin bu hastalık üzerindeki etkisinin araştırılması unutulmamalıdır. Hastanın ailesi ve arkadaşları hastanın yaşadıklarının ne kadarını biliyor, destek oluyorlar mı? Bu hastalığın hastanın sosyal yaşantısı üzerindeki etkileri anlaşılmaya çalışılır. Hastalığın tüm etkenlerden bağımsız bir durum olmadığı, sosyal ve aile ilişkilerinden nasıl etkilendiği hasta ile tartışılmalıdır.</p>



<p>Terapinin ilk seansında terapötik bir işbirliği kurma, bilişsel-davranışçı terapinin rasyonelini anlatma ve tedavi hedeflerinin belirlenmesi amaçlanır. Uygulayacağımız terapinin rasyonelini anlatmak iyi bir terapötik iş birliği için gereklidir. Hasta psikiyatri kliniğine yönlendirildiği için bu belirtilerin yeterince önemsenmediğini ve yeterince anlaşılmadığını düşünüyor olabilir. Bu nedenle terapist bu konu hakkında bilgi sahibi olduğunu, hastanın bu belirtileri “gerçekten” yaşadığının farkında olduğunu belirtmelidir. İyi bir işbirliği için terapist hastanın hastalıkla ilgili inanışlarını anlamaya yönelik sorular sormalı ve bunlara değer vermelidir. Belirtileri en iyi tanımlayabilecek ve değerlendirebilecek kişinin hastanın kendisi olduğu vurgulanmalıdır.&nbsp;</p>



<p>Terapist hastayı belirtilerinin en arttığı dönemlerde duygu ve düşüncelerini toplama konusunda cesaretlendirmelidir. Bu sayede duygu, düşünce ve belirtiler arasındaki ilişkinin fark edilmesi hedeflenmektedir. Tüm diğer hastalıklarda da olduğu gibi ilk seansta formülasyon yaparken kişiye özgü formülasyon yapılması çok önemlidir. Hastanın düşünceleri, duyguları, davranışları ve fiziksel belirtileri arasındaki bağlantılar üzerinden bir formülasyon oluşturulması hedeflenmektedir.</p>



<p>Terapi sonunda ulaşılmak istenen hedefler ilk seanstan itibaren belirlenir.&nbsp; Hedef belirlerken hedeflerin ölçülebilir, gözlenebilir, hastanın ihtiyaçlarına uygun ve hasta ile birlikte belirlenmesi önemlidir. Bu terapi sonunda “tüm şikayetlerim ortadan kalksın” şeklindeki bir hedef gerçekçi ve ulaşılabilir değildir.</p>



<p>Duygu-Düşünce-Davranış- Fiziksel belirtiler arasındaki ilişki araştırılırken, hastanın fiziksel ve çevresel stres faktörleri hakkında bilgi edinilir. Stres yanıtının fiziksel, duygusal ve bilişsel kısmını tanımlamak, fiziksel ya da psikolojik bir stresle karşılaştığımızda vücudumuzun nasıl tepki verdiğini tartışmak, hastanın belirtilerinin doğasını anlamasını ve duygu-düşünce-davranış-fiziksel belirti bağlantısını kurmasını kolaylaştıracaktır. Olayların ve olaylara verdiğimiz anlamların hayatımızı nasıl etkilediğini tartışmak ve hastaya günlük düşünce kaydı tutmayı öğretmek, hastayı bu ilişkiyi kurmak konusunda cesaretlendirecektir.</p>



<p>Hastaya IBS’yi ve IBS’de bilişsel- davranışçı terapinin rasyonelini anlatırken, hastanın biyolojik yatkınlıkları, çevresel stresörlerle biyolojik yatkınlık arasındaki ilişki, stres yanıtının gastrointestinal sistem üzerindeki fizyolojik etkileri, bu belirtilerin nasıl kronik bir hal aldığı, stres yanıtının davranışsal, emosyonel ve bilişsel kısımlarının hasta ile tartışıldığından emin olunmalıdır.&nbsp;</p>



<p>Bilişsel terapilerde değişime en açık olan düzey otomatik düşüncelerdir. Otomatik düşünceler kişinin zihninden&nbsp; belli bir anda geçen düşünce ve imgelerdir. Otomatik düşünce kavramının anlaşılabilmesi için hastanın yaşadıkları üzerinden tanımlanması en uygunudur. “ Karnınızın ağrıdığını hissettiniz an, aklınızda ne geçiyordu?” şeklindeki soru hastanın otomatik düşüncelerinin farkında olmasını kolaylaştıracaktır. Otomatik düşüncelerin tanınmasını kolaylaştırmak için; en son yaşadığı olay hakkında detaylı sorular sorma, olayı tekrar canlandırma gibi teknikler kullanılabilir.&nbsp;</p>



<p>İBS’de belirtilerin devamını sağlayan ve kişinin işlevselliğini kısıtlayan bir durumda bağırsak performans anksiyetesinin gelişmesidir<sup>11</sup>.&nbsp; Bağırsak performans anksiyetesinde kişiler bağırsaklarının uygun bir şekilde çalışamayacağı ile ilgili endişe yaşarlar ve bu amaçla belirtilerin oluşmaması için çevreyi ve yenen yiyecekleri kontrol etmeye çalışırlar. IBS hastalarının genel olarak stres karşısında gastrointestinal belirtileri artmaktadır. Belirli ortamlarda bu belirtileri nedeni ile sıkıntı yaşayacaklarını düşünen kişiler; bu anksiyeteli beklentileri nedeni ile sıkıntı yaşamaktadırlar. Sosyal ortamlarda dikkatleri bu fiziksel belirtilere odaklanmakta ve belirtilerle ilgili olumsuz yorumlamalarda bulunmaktadırlar. Bu olumsuz yorumlar ve felaket düşünceleri, anksiyeteyi arttırmakta ve anksiyete de bağırsak belirtilerini artırmaktadır. Etiyolojik faktörlerden bağımsız olarak,&nbsp; bu belirtilerle ilgili bilişler belirtilerin artmasına yol açmaktadır. Bu nedenlerle, sosyal ortamlardan kaçınma davranışı başlar ve bu durum ciddi bir işlevsellik kaybına sebep olmaktadır. Anksiyete genelde kişilerin bu bağırsak problemleri nedeni ile rezil olacakları üzerinedir. Hastaların bir kısmı bu ortama girmek zorunda kaldıklarında; ortama girmeden önce yaptıkları hazırlıklar, belirtiler oluşmasın diye yaptıkları kaçınma davranışları nedeni ile zevk alamadıklarından ve belirtilerin arttığından yakınmaktadırlar.&nbsp; Kaçma ve kaçınma davranışlarının şiddetli olduğu bu hastalarda davranışçı bir yöntem olan sistematik alıştırma yöntemi kullanılabilir.</p>



<p>IBS sık karşılaşılan ve işlevselliği önemli ölçüde etkileyen bir rahatsızlıktır. İBS’de uygulanan bilişsel-davranışçı müdahaleler ile&nbsp;&nbsp; hem hastalığın daha iyi anlaşılması, hem de&nbsp; kişinin işlevsellikte olan bu kaybının azaltılması hedeflenmektedir.</p>



<p style="font-size:25px"><strong>KAYNAKLAR</strong></p>



<p>1-Greenbergs DB. Neurasthenia in the 1980’s: Chronic fatigue syndrome and anxiety and deressive disorders. Psychosomatics. 1990; 31:129-137.</p>



<p>2-White CA. Cognitive Behaviour Therapy&nbsp; for Chronic Medical Problems: A Guide to</p>



<p>Assessment and Treatment in Practice.Chichester, UK: John Wiley &amp; Sons; 2001</p>



<p>3-Greenlaff J, Kozlowski S. Physiological consequences of reduced activity during bedrest. Exercise and Sports Science Review. 1982; 10:84-119.</p>



<p>4. -Mark A, Demitrack, Abbey SE Chronic Fatigue Syndrome: An Integrative Approach to Evaluation and Treatment.&nbsp; Guilford Press. 1999; 241. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/International_Standard_Book_Number" target="_blank" rel="noopener">ISBN</a>&nbsp;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Special:BookSources/1572304995,_9781572304994" target="_blank" rel="noopener">1572304995, 9781572304994</a></p>



<p>5- Ridsdale L, Godfrey E, Chalder T <a href="http://openurl.ingenta.com/content/nlm?genre=article&amp;issn=0960-1643&amp;volume=51&amp;issue=462&amp;spage=19&amp;aulast=Ridsdale" target="_blank" rel="noopener">Chronic fatigue in general practice: is counselling as good as cognitive behaviour therapy? A UK randomised trial&#8221;</a>&nbsp; Br J Gen Pract 2001; 51 (462): 19–24.</p>



<p>6-Deale A, Husaın K, Chalder T, Wessely S. Long term outcome of cognitive behviour therapy for chronic syndrome: A 5-year follow-up study.Am J Psychiatry 2001;158:2038-2042.</p>



<p>7. . Suraway, C., Hackmann, A., Hawton, K., &amp; Sharpe, M. Chronic fatigue syndrome: a cognitive approach. Behavioural Research Therapy,(1995) 33(5), 535−544.</p>



<p>8. Taymur I, Erbek NÖ, Baratov C, Gülter S. İrritabl barsak Sendromu hastalarının aleksitimi, mizaç , karakter özellikleri ve psikiyatrik tanı açısından değerlendirilmesi. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni 2007; 17: 186-194.</p>



<p>9. Nikcevic AV, Kuczmierczyk AR, Bruch M. Formulation and Treatment in Clinical Health Psychology, Routledge; 2006</p>



<p>10. Drossman DA. Gastroistestinal illness and the biopsychosocial model. Journal of Clinical Gastroenterology 1996; 22: 252-254.</p>



<p>11. Toner BB, Segal ZV, Emmot SD, Myran D. Cognitive-Behavioral Treatment of Irritabl Bowel Syndrome. Guilford Press; 2000.</p>



<p>12. Whitehead WE, Bosmajian L, Zonderman AB, Costa PT, Schuster MM. Symptoms of psychologic distress associated with irritabl bowel syndrome: Comparision of community and medical clinical samples. Gastroenterology 1988; 95: 709-714.</p>



<p>13. Drossman A, Leseman J, Nachman G, Li Z, Gluck H, Toomey T, Mitchell CM. Sexual and psysical abuse in women with functional or organic gastrointestinal disorders. Annals of Internal Medicine 1990; 113: 828-833.</p>



<p>14. Tosic-Golubavics S, Milijkovic S, Nagorni A, Lazorevic D, Nikolic G.İrritable bowel syndrome, anxiety, depression and personality characteristics. Psychiatr Donub 2010; 22 (3): 418-424.</p>



<p>15. Lee S, Wu J, May L, Tsang A, Gou WJ, Sung J. İrritabl bowel syndrom is strongly associated with generalized anxiety disorder: a community study. Aliment Pharmacol Ther 2009; 30 (6): 643-651.</p>



<p>16. Creed F, Craig T, Farmer R. Functional abdominal pain, psychiatric illness and life events. Gut 1988; 29: 235-242.</p>



<p>17. Nam SY, Kim BC, Ryu HK, Park BJ. Prevelance and risk factos of irritabl bowel syndrome in healty scrrene undergoing clonoscopy and labarotary tests. J neorıgastroenterol Motil 2010; 16 (1): 47-51.</p>



<p>18. Blanchard E İrritabl Bowel Syndrome: Psychosocial assestment abd treatment. Washington DC; 2000</p>



<p>19. Lackner JM, Mesmer C, Morley S, Dowzer C, Hamilton S. Psychological treatments for irritable bowel syndrome: A systematic review and meta-analysis. Journal f Consulting and Clinical Psychology 2004; 72 (6): 1100-1113.</p>



<p>20. Mayer EA, Raybould HE. Role of visceralafferent mechanisms in functional bowel disorders. Gastroenterology, 1990; 99: 1688-1704.</p>



<p>Alıntı Cümleleri:</p>



<p>1. Klinik olarak değerlendirilmiş, tanımlanamayan devamlı veya tekrarlayan yorgunluğun yeni veya bilinen bir zamanda başlaması (örneğin yaşam boyunca olmaması), devam eden bir hareketlilik sonucu olmaması, esas olarak dinlenmekle hafiflememesi ve mevcut iş, eğitim, sosyal ve özel yaşam aktivitelerinde belirgin azalmaya yol açması, kronik yorgunluk sendromunu akla getirir.</p>



<p>2. KYS tedavisinde hastaların bilişsel davranışçı terapi yöntemleri kullanılarak düşünceler, duygular, davranışlar ve KYS belirtileri arasındaki ilişkiyi anlamalarını sağlamak ve bu belirtilerle baş etmek için daha etkin stratejiler geliştirmeleri hedeflenir. Bazı uygun olmayan düşünceleri değiştirmek ve davranışları daha işlevsel hale getirmek, hastalara kronik yorgunluk durumları hakkında farklı düşünmeyi öğretmeyi ,&nbsp;&nbsp; stresli durumları idare etmeyi ve karmaşık durumların düzeltilmesi yeteneğini sağlar</p>



<p>3. Stres ile karşılaşıldığında 2 ayrı&nbsp; &#8220;biyolojik acil durum reaksiyonu&#8221; vardır.</p>



<p>1-Savaşma veya kaçma;<br>2- Durma, çekilme veya donup kalma<br><br>Birincisi sağlıklı organizmanın cevabıdır. Stres sistemi bu cevabı veremeyen organizma ise ikincisini gösterir ki bu homeostatik olmayan ve organizmayı tehlikeye maruz bırakan bir cevaptır. KYS hastasının stres cevap sistemi ancak bu ikinci sınıf cevabı oluşturabilmektedir.<br>Stresli olduğumuz ve duygularımız harekete geçtiği zamanlar, işlevsel olmayan bir biçimde düşünmeye başlarız. En sık yapılan düşünce hatalarından biri hep ya da hiç şeklinde düşünmedir.&nbsp; Stresin Kronik Yorgunluk Sendromu belirtilerini arttırdığının bilincinde olmak önemlidir. BDT hastalara stres faktörlerini daha iyi tanıma ve daha başarılı yönetmede yardımcı olur.</p>



<p>Alıntı Cümleleri:</p>



<ol class="wp-block-list" type="1"><li>IBS’nin oluşumunu ve devamına sebep olan faktörler biyopsikososyal model ile açıklanabilir.&nbsp; İBS olan hastalarda gastrointestinal sistemin motilitesinde artma ya da azalma ve viseral bir duyarlılık artışı mevcuttur. Ancak bu belirtilerin klinik yansımaları psikososyal faktörlerden oldukça etkilenir.</li><li>IBS’de bilişsel davranışçı terapinin temel hedefi, başvuranın gastrointestinal belirtileri için yeni açıklamalar getirmesini sağlamaktır.&nbsp; Bilişsel davranışçı teknikler yardımı ile danışanın düşünceler, duygular, davranışlar ve İBS belirtileri arasındaki ilişkiyi keşfetmesi&nbsp; ve yaşam kalitelerini arttırmak amacı ile IBS belirtileri ile baş etmek için daha etkin stratejiler geliştirmesi hedeflenir.</li><li>Stres yanıtının fiziksel, duygusal ve bilişsel kısmını tanımlamak, fiziksel ya da psikolojik bir stresle karşılaştığımızda vücudumuzun nasıl tepki verdiğini, olayların ve olaylara verdiğimiz anlamların hayatımızı nasıl etkilediğini tartışmak, başvuranın belirtilerinin doğasını anlamasını ve duygu-düşünce-davranış-fiziksel belirti bağlantısını kurmasını kolaylaştıracaktır.</li></ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gulayoguz.com/genel-tipta-bilissel-davranisci-terapi-uygulamalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEĞİŞTİRİLEMEZ GERÇEKTE ANLAM BULMAK</title>
		<link>https://www.gulayoguz.com/degistirilemez-gercekte-anlam-bulmak/</link>
					<comments>https://www.gulayoguz.com/degistirilemez-gercekte-anlam-bulmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2021 17:07:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akademik Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gulayoguz.com/?p=2144</guid>

					<description><![CDATA[Samsun Sağ Bil Der, 2020;5(2):182-190 VAROLUŞCU LOGOTERAPİNİN MS TANILI BİREYLERDE DEPRESYON, ANKSİYETE, AFFEKTİF KİŞİLİK VE&#160; YAŞAM KALİTESİ DÜZEYLERİNE ETKİSİ Gülay OĞUZ1, Saime ÇAĞLI1, Serap GÜLEÇ KESKİN2, Ferhat JACK İÇÖZ3, Murat TERZİ4, Servet AKER5,&#160; Sedat ŞEN5 ÖZET&#160; Amaç: Bu araştırma varoluşçu felsefeye temellendirilmiş logoterapinin MS tanısı almış kadınlarda depresyon, anksiyete, affektif semptomlar ve yaşam kalitesi üzerine &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Samsun Sağ Bil Der, 2020;5(2):182-190</p>



<p><strong>VAROLUŞCU LOGOTERAPİNİN MS TANILI BİREYLERDE DEPRESYON, ANKSİYETE, AFFEKTİF KİŞİLİK VE&nbsp; YAŞAM KALİTESİ DÜZEYLERİNE ETKİSİ</strong></p>



<p><strong>Gülay OĞUZ<sup>1</sup>, Saime ÇAĞLI<sup>1</sup>, Serap GÜLEÇ KESKİN<sup>2</sup>, Ferhat JACK İÇÖZ<sup>3</sup>, Murat TERZİ<sup>4</sup>, Servet AKER<sup>5</sup>,&nbsp; Sedat ŞEN<sup>5</sup></strong></p>



<p><strong>ÖZET&nbsp;</strong></p>



<p><strong>Amaç: </strong>Bu araştırma varoluşçu felsefeye temellendirilmiş logoterapinin MS tanısı almış kadınlarda depresyon, anksiyete, affektif semptomlar ve yaşam kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır.&nbsp;</p>



<p><strong>Yöntem: </strong>Araştırma deneysel tipte olup, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı MS Polikliniğine kayıtlı&nbsp; MS tanısı almış bireyler ile 01.01.2016 &#8211; 01.03.2016 tarihleri arasında özel bir danışmanlık enstitüsünün grup terapi odasında MS tanısı almış, 18-49 yaş arasında, sözel iletişim engeli olmayan, zihinsel ve organik bulgusu bulunmayan MS tanısı almış 10&nbsp; kadın ile yürütülmüştür. Araştırmada beck depresyon ölçeği, beck ankiyete ölçeği, Affektif sinir bilim ölçeği ve kısa form 36&nbsp; kullanılmıştır.&nbsp;</p>



<p><strong>Bulgular: </strong>MS tanısı almış bireylerin logoterapi öncesi ve sonrası depresyon anksiyete, affektif sinir bilim ve yaşam kalitesi puan&nbsp; ortalamaları karşılaştırıldığında, logoterapi sonrası, öncesine göre depresyon ve anksiyete bulguları arasında anlamlı fark &nbsp;belirlenmiştir (p&lt;0.05). SF-36 öntest ve son test sonuçlarından fiziksel fonksiyon, ağrı, sosyal fonksiyon ortalamaları istatistiksel &nbsp;olarak anlamlı düzeyde düşmüştür (p&lt;0.05). Müdahale öncesi ve sonrası arasında, affektif sinir bilim değerlendirmesinde öfke ve&nbsp; oyun puanlarında anlamlı bir düşüş tespit edilmiştir (p&lt;0.05).</p>



<p><strong>Sonuçlar ve Öneriler: </strong>Varoluşçu Logoterpinin MS tanılı kadınlarda depresyon, anksiyete ve öfke ve oyun düzeylerini azalttığı ve&nbsp; yaşam kalitesini arttırdığı belirlenmiştir. Logoterapinin MS tanılı kadınlarda etkili bir yöntem olması nedeniyle tedavi ve bakıma&nbsp; eklenmesi önerilebilir.&nbsp;</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong>Multiple skleroz; Logoterapi; Kadın; Depresyon; Yaşam kalitesi.</p>



<p><strong>Finding True Meaning That Cannot Change:</strong></p>



<p><strong>The Effect of Various Logotherapy on Depressıon, Anxiety, Affective Personality and Quality of Life In Individuals With&nbsp; MS Diagnosis</strong></p>



<p><strong>Abstract</strong></p>



<p><strong>Objective:</strong>This study was conducted to determine the effect of logotherapy based on existential philosophy on depression, anxiety,&nbsp; affective symptoms and quality of life in women with MS.</p>



<p><strong>Method:</strong>The study was carried out in the group therapy room of a private counseling institute between 01.01.2016 &#8211; 01.03.2016 &nbsp;with in dividuals diagnosed with MS whoa reregistered in the MS Polyclinic of Ondokuz Mayıs University Faculty of Medicine, &nbsp;Department of Neurology. The study was conducted with 10 women diagnosed with MS, aged 18-49, without verbal communication impairment, and without mental and organicfindings. Beck depression inventory, beck anxiety inventory, Affective &nbsp;neuroscience scale and short form 36 were used in the study.</p>



<p><strong>Results:</strong>When depression, anxiety, affekt and life quality scores of individuals diagnosed with MS were compared before and after logotherapy, a significant difference was found between the depression and anxiety symptoms after logotherapy compared to before. From the SF-36 pretest and posttes tresults, the averages of physical function, pain and social function decreased statistically significantly (p &lt;0.05). Between before and after the intervention, a significant decrease in anger and game scoreswas found in the assessment (p&lt;0.05) .</p>



<p><strong>Conclusion: </strong>Existential Logoterpy has been determined to reduce depression, anxiety and anger and game levels, and improve the quality of life in women with MS. logotherapy is an effective method for women with MS, it may be recommended to add it to &nbsp;treatment and care.</p>



<p><strong>Keywords: </strong>Multiplesclerosis; Logotherapy; Women; Depression; Life Quality</p>



<p><strong>DOI: 10.47115/jshs.790083</strong><strong></strong></p>



<p><sup>1</sup>Öğrenme Akdemisi, Samsun&nbsp;</p>



<p><sup>2</sup>Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Psikiyatri Hemşireliği Anabilim Dalı&nbsp;</p>



<p><sup>3</sup>Varoluşcu Akademi, İstanbul&nbsp;</p>



<p><sup>4</sup>Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Nöroloji Sağlığı Anabilim Dalı&nbsp;</p>



<p><sup>5</sup>Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı&nbsp;</p>



<p><strong>Sorumlu Yazar: </strong>Serap GÜLEÇ KESKİN, e-mail: dr.serasps@gmail.com</p>



<p><strong>GİRİŞ </strong>Multipl skleroz (MS) santral sinir sisteminin, otoimmun,&nbsp; inflamatuar ve dejeneratif hastalığıdır. Genç erişkin yaşta</p>



<p>&nbsp;182 <strong>DOI: 10.47115/jshs.790083</strong></p>



<p>Samsun Sağ Bil Der, 2020;5(2):182-190</p>



<p>görülmesi, ataklarla seyreden ilerleyici bir hastalık olması,&nbsp; fonksiyonel sınırlılık, engellilik oluşturması,bir çok&nbsp; psikososyal sorunu beraberinde getirmesi ile yaşam&nbsp; kalitesinde azalmaya neden olabilen kronik bir hastalıktır</p>



<p>(Confavreux, Vukusic&amp;Adeleine, 2003; Ertekin, Özakbaş,&nbsp; İdiman&amp;Algun, 2012; Milanlıoğlu ve ark.,2014). MS tanısı&nbsp; almış bireylerin affektif ve kognitif etkilenme oranı %34 ile&nbsp; %65 oranında görülmektedir (Emre ve ark.,2003).&nbsp; Psikososya sorunlar anatomik lezyonlara, nöro endokrin &nbsp;anormalliklere veya fizyolojik değişikliklere bağlı&nbsp; gelişebilmektedir (Karabudak, 2008). MS tanısı almış&nbsp; bireylerde en yaygın görülen psikiyatrik bozukluk&nbsp; depresyondur. Görülme sıklığı %27-54 arasında&nbsp; değişmektedir (Penner ve ark., 2007). Depresyon&nbsp; belirtilerini anksiyete izlemektedir. Depresyon, anksiyete ve&nbsp; affekt belirtilerinin genel nedenleri arasında, iç görüsü olan&nbsp; MS tanısı almış bireylerin kendilerinde gördükleri bilişsel,&nbsp; mental ve fonksiyonel kayıpları fark etmeleri, semptomların&nbsp; ve semptomların neden olduğu zorlukların üstesinden&nbsp; gelememe, sosyal kayıplar ile gelen yalnızlık ve yaşamda&nbsp; anlam bulmada zorluk olduğu söylenebilir (Emre ve &nbsp;ark.,2003; Minden, 2000). Tıpkı birçok hastalık sürecinde&nbsp; olduğu gibi, MS tanısı almış bireylerde kaygı kaçınılmaz ve&nbsp; yok edilemezdir. MS tanısı almış bireyler yaşamın tam orta&nbsp; yerinde gelen fiziksel, zihinsel ve sosyal anlamda sınırlayıcı&nbsp; hastalığın giderek artan belirtilerinin yanında bağımlılığın&nbsp; artması ile gerçekleştirdiği ve gerçekleştirmek istediği&nbsp; rollerde kesintiye uğrama yaşamaktadır (İdiman, 2004). Bu&nbsp; nedenle bireylerin yaşadığı fiziksel gereksinimleri kadar&nbsp; yaşamda anlam bulmak, sınırlar içinde de olsa özgür&nbsp; olduklarını bilmek ve ne olursa olsun seçim yapabilecekleri gerçeğini hatırlatmak özellikle depresyon, anksiyete ve&nbsp; affektif semptomların azaltılmasında ve buna bağlı olarak&nbsp; yaşam kalitesinin artırılmasında önemli girişimlerdir(Van ve&nbsp; Arnold, 2017).</p>



<p>MS tanısı almış birey yaşadığı hastalık içerisinde,&nbsp; hayatın anlamının ne olduğu, geleceğe dair belirsizlikleri&nbsp; bilip bilemeyeceğini, ölümün anlamını cevaplamaya&nbsp; çalışırken kaygı yaşar. Cevaplayamadığı sorular karşısında&nbsp; oluşan bireyin yaşadığı kaygı birçok varoluşçu felsefecinin&nbsp; konusu olmakla birlikte, Victor Frankl gibi felsefeciler bu&nbsp; kaygıyı, kendi yaşam deneyimlerinden yola çıkarak&nbsp; anlamlandırmaya çalışmış, böylece varoluşçu felsefeye&nbsp; büyük katkılar sunmuşlardır. (Özakkaş, 2011; Sartre, 2015;&nbsp; Engin, Kaçmaz ve Uğuryol, 2016). Victor Frankl, varoluşçu&nbsp; analiz ve logoterapi yirminci yüzyılda geliştirilmiş bir teori,&nbsp; müdahale yaklaşımı ve felsefe bilimidir. Varoluşçuluk insan&nbsp; yaşamının anlamının; insanın ürettiği bilgi, malzeme ve&nbsp; ürünlerden öte otantik ve bireysel bir anlam arayışı ile var&nbsp; olabileceğini ortaya koymaktadır.&nbsp;</p>



<p>Araştırmada MS tanısı almış bireylere depresyon,&nbsp; anksiyete, affektif semptomları azaltmaya ve yaşam&nbsp; kalitesini arttırmaya yönelik logoterapi uygulanmıştır.&nbsp; Logoterapi varoluşçu felesefeye temellendirilmiş Victor E.&nbsp; Frankl&#8217;ın kuramına göre yapılandırılmıştır. Logoterapi, adını&nbsp; Yunanca bir kelime olan &#8220;Logos&#8221; (Anlam)&#8217;tan alan&nbsp; Logoterapi (Logotherapie), ViktorFrankl öncülüğünde&nbsp; kurulmuş yeni bir psikoterapik yaklaşımdır. &#8220;Anlam&#8221;ı&nbsp; merkez kavram olarak kabul eden bu ekol, &#8220;anlam&nbsp; kazandırma yoluyla terapi&#8221;yi temel tedavi metodu olarak&nbsp; bilinmektedir (Bahadir, Parlar &amp;Spiteller,2000).</p>



<p><strong>Araştırmanın Amacı</strong></p>



<p>Bu araştırma varoluşçu logoterapinin MS tanısı&nbsp; almış bireylerde depresyon, anksiyete, affektif kişilik ve&nbsp;</p>



<p>yaşam kalitesi düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla&nbsp; yapılmıştır.&nbsp;</p>



<p><strong>Araştırma Hipotezleri&nbsp;</strong></p>



<p>H0. Varoluşcu felsefeye temellendirilmiş&nbsp; logoterapi, MS tanısı almış bireylerin depresyon, anksiyete,&nbsp; affektif semptomve yaşam kalitesini etkilemez.</p>



<p>H1. Varoluşcu felsefeye temellendirilmiş&nbsp; logoterapi, MS tanısı almış bireylerin depresyon, anksiyete,&nbsp; affektif semptom ve yaşam kalitesini etkiler.</p>



<p><strong>YÖNTEM</strong></p>



<p><strong>Araştırmanın şekli: </strong>Varoluşçu felsefeye temellendirilmiş&nbsp; logoterapinin MS tanısı almış bireylerde depresyon, anksiyete, affektif kişilik ve yaşam kalitesi düzeylerine&nbsp; etkisini değerlendiren bu çalışma ön test son test girişimsel bir araştırmadır.&nbsp;</p>



<p><strong>Araştırmanın Yeri ve Zamanı: </strong>Araştırma,&nbsp; Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji&nbsp; Anabilim Dalı MS Polikliniğine kayıtlı MS tanısı almış&nbsp; bireyler ile 01.01.2016 &#8211; 01.03.2016 tarihleri arasında&nbsp; yapılmıştır. Araştırma MS tanısı almış bireyler için&nbsp; hazırlanan özel bir danışmanlık enstitüsünün grup terapi&nbsp; odasında gerçekleştirilmiştir.&nbsp;</p>



<p><strong>Araştırmanın Evren ve Örneklem Seçimi:&nbsp; </strong>Araştırmanın örneklem sayısı, çalışma öncesinde güç analizi&nbsp; yapılarak tespit edilmiştir. Yapılan güç analizinde, ön test son test %95 güven aralığında, %80 güce ulaşmak için 18- 49 yaş aralığında genişletilmiş özürlülük durum ölçeği&nbsp; (EDDS) puanı 5&#8217;in altında olmayan en az 10 MS tanısı almış&nbsp; bireyin araştırmaya dahil edilmesine ihtiyaç duyulduğu&nbsp; belirlenmiştir. Araştırma Dahil edilme kriterlerine göre&nbsp; basit rastgele seçilmiş, gönüllü, MS tanısı almış, 18-49 yaş&nbsp; arasında, sözel iletişim engeli olmayan, zihinsel ve organik&nbsp; bulgusu bulunmayan, MS tanısı almış 15 kadın araştırmaya&nbsp; dahil edilmiştir. Araştırma grup terapisi girişim özelliğine&nbsp; sahip olduğu için kendilerini rahat ifade etmeleri adına&nbsp; sadece kadınlardan oluşmuştur.Araştırmadan 3 birey</p>



<p>araştırma sürecinde bireysel nedenlerden dolayı ayrılmıştır.&nbsp; 2 birey logoterapi sürecinde süreklilik gösterememe nedeni&nbsp; ile araştırma dışı bırakılmıştır. Araştırma 10 birey ile&nbsp; tamamlanmıştır.&nbsp;</p>



<p><strong>Veri Toplama Araçları: </strong>Verilerin toplanmasında&nbsp; tanıtıcı bilgi formu, Beck Depresyon (BDÖ), Beck&nbsp; Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Affektif Sinir Bilim Ölçeği (ANSP) ve Kısa Form -36 (SF-36) kullanılmıştır.&nbsp; <strong>Beck Depresyon Envanteri (</strong>BDÖ<strong>): </strong>Beck ve arkadaşları&nbsp; tarafından (1961) geliştirilen bir kendini değerlendirme&nbsp; ölçeğidir. Depresyonun belirtilerini tarama ve değerlendirme&nbsp; alanında kullanılabilecek materyal eksikliğinden yola&nbsp; çıkılarak Beck Depresyon Envanteri oluşturulmuştur. Beck&nbsp; Depresyon Envanteri‘nin güvenirliği 0.74, geçerliği 0.75 olarak bulunmuştur. 0-3 arasında puanlanan 21 maddeden&nbsp; oluşan, dörtlü likert tipte bir ölçek halini almıştır. Grup&nbsp; uygulamalarına uygun hale gelmiştir. Formda 0 ile 63&nbsp; arasında puan alınabilmekte, puanın yükselmesi depresyon&nbsp; belirtisinin şiddetinin arttığını göstermektedir.&nbsp; <strong>Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ)</strong>, Beck ve arkadaşları&nbsp; tarafından (1988), kişilerin yaşadığı anksiyete belirtilerinin&nbsp; sıklığını belirlemek amacıyla geliştirilmiştir. Ülkemizde&nbsp; ölçeğin geçerlik ve güvenilirlik çalışmaları Ulusoy (1993)&nbsp; tarafından gerçekleştirilmiştir. Ölçek 21 maddeden&nbsp; oluşmakta ve her bir madde 0-3 arası puanlanmaktadır.&nbsp; Alınan puan arttıkça kişinin anksiyete seviyesinin arttığı&nbsp; yönünde yorumlanan bir tür özbildirim ölçeğidir.</p>



<p>&nbsp;183 <strong>DOI: 10.47115/jshs.790083</strong></p>



<p>Samsun Sağ Bil Der, 2020;5(2):182-190</p>



<p><strong>Afektif Sinirbilim Kişilik Ölçeği (ANPS)</strong>, Davis ve&nbsp; arkadaşları tarafından (2003), kişilik çeşitliliğinin büyük&nbsp; oranda beyindeki altı farklı duygudurum sistemdeki kuvvetli&nbsp; yönler veya zayıflıklardan kaynaklandığı hipotezinden&nbsp; hareketle oluşturulmuştur. Ölçek 110 madde ve 7 alt&nbsp; ölçekten oluşmaktadır. Bu alt ölçekler oyun, merak, sevgi,&nbsp; öfke, üzüntü, korku ve maneviyat olarak belirtilmiştir. Her&nbsp; maddenin 1 ile 4 arasında puan aldığı dörtlü likert tipte bir&nbsp; özbildirim ölçeğidir. Ölçeğin Türkçe uyarlaması İçöz (2012)&nbsp; tarafından yapılmıştır. Orijinal makalede anlatılan analizler&nbsp; aynı şekilde takip edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda&nbsp; ölçeğin Türkçe formu geçerli ve güvenilir olarak&nbsp; değerlendirilmiştir.</p>



<p><strong>Kısa Form-36 (SF-36): </strong>SF-36’nın Türkçe versiyonunun&nbsp; güvenirlik ve geçerlilik çalışması Koçyiğit ve ark. tarafından&nbsp; yapılmıştır (Koçyiğit ve ark., 1999).Yaşam kalitesini&nbsp; değerlendirmede Türkçe geçerlik çalışması yapılmış olan ve&nbsp; oldukça yaygın kullanılan jenerik bir ölçüttür. Fiziksel&nbsp; fonksiyon, fiziksel rol kısıtlanması, emosyonel rol &nbsp;kısıtlanması, vücut ağrısı, sosyal fonksiyon, mental sağlık,&nbsp; canlılık, genel sağlık olmak üzere sekiz alt bölümde toplam&nbsp; 36 soru içerir. Fiziksel komponent ve mental komponent olmak üzere iki özet bölümü vardır. Yüz üzerinden yapılan&nbsp; skorlamada yüksek skorlar sağlıkta daha iyi bir düzeyi işaret&nbsp; ederken düşük skorlar sağlıktaki bozulmayı göstermektedir.</p>



<p><strong>Verilerin Toplanması: </strong>Polikliniğe gelen dahil&nbsp; edilme kriterlerini karşılayan MS tanısı almış kadınlara,&nbsp; araştırma ile ilgili bilgi verilerek gönüllü olan 15 birey&nbsp; oluşturmuştur. Girişim grubuna dahil edilen MS tanılı&nbsp; kadınların 10 haftalık ve 1 saat süren grup terapisinde&nbsp; varoluşcu ve logoterapi yöntemleri kullanılmıştır.&nbsp; Logoterapi prensiplerine göre gerçekleştirilen grup&nbsp; terapilerinde iki amaç planlanmıştır. Birinci amaç girişim&nbsp; grubundaki bireylerin kendi durumlarına dair gerçekçi bir&nbsp; zemin kazanmaları ve seçim, özgürlük ve sorumluluk&nbsp; ekseninde varoluşlarını bütüncül bir şekilde keşfetmeleri&nbsp; iken ikinci amaç mevcut koşulları ile nasıl anlamlı&nbsp; yaşayacaklarını keşfederek psikososyal boyutta iyileşme&nbsp; sağlamaktır. Araştırma planı ve girişimler ayrıntılı olarak&nbsp; açıklanmıştır (Şekil 1). Araştırmada, varoluşçu logoterapist&nbsp; diplomasına sahip 3 terapist tarafından grup terapileri&nbsp; gerçekleşmiştir.&nbsp;</p>



<p><strong>Birinci Aşama</strong>: Öntest uygulanmıştır.</p>



<p><strong>İkinci Aşama:</strong>Varoluşcu felsefeye temellendirilmiş&nbsp; logoterapi bireylere haftada bir gün, 60 dakika ve on hafta&nbsp; süre ile uygulanmıştır. Uygulama süresi konusunda uzman&nbsp; görüşü alınmıştır.&nbsp;</p>



<p><strong>Üçüncü Aşama</strong>: Son test uygulanmıştır.</p>



<p><strong>Araştırmanın Değişkenleri&nbsp;</strong></p>



<p><strong>• Araştırmanın bağımlı değişkenleri:</strong></p>



<p>Beck anksiyete ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Affektif&nbsp; Sinir Bilim Ölçeği, Kısaform-36</p>



<p><strong>• Araştırmanın bağımsız değişkenleri:</strong></p>



<p>Varoluşçu felsefeye temellendirilmiş logoterapi programı. <strong>Deneysel Çalışmanın Planı&nbsp;</strong></p>



<p>Araştırmanın ilk aşamasında gerekli izinler&nbsp; alınmıştır. Varoluşçu felsefeye temellendirilmiş logoterapi&nbsp; programının oluşturulması için logoterapi eğitimi almış 3&nbsp; araştırmacı tarafından literatür incelemesi yapılmış ve 10&nbsp; oturumdan oluşan içerik planı oluşturulmuştur (Şekil 1). Bu&nbsp; aşamadan sonra, araştırmada kullanılacak veri toplama&nbsp; formları belirlenmiştir. Daha sonra MS tanılı kadınlara ön&nbsp; test ölçümü uygulanmıştır. Öntest çözümleri yaklaşık 40-60&nbsp; dk sürmüştür. MS tanılı kadınlardan öntest formlarını&nbsp;</p>



<p>doldururken rumuz kullanmaları istenmiş, bu rumuzu son&nbsp; test ölçümlerinde de kullanacakları belirtilmiştir. Ön test&nbsp; ölçümleri tamamlandıktan sonra, MS tanılı kadınlara&nbsp; araştırma içeriği, hedefler ve logoterapi süresince yapılacak&nbsp; uygulamalar hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonrasında&nbsp; eğitimin ilk oturumuna başlanmıştır. Her oturum yaklaşık&nbsp; 60-90 dk sürmüş, Logoterapi yüz yüze, interaktif bir şekilde&nbsp; gerçekleştirilmiştir. Logoterapi akşam 19:00-20:00 arasında&nbsp; yapılmıştır. Logoterapi sırasında MS tanılı kadınlara&nbsp; terapötik iletişim teknikleri kullanılmış ve çift yönlü iletişim&nbsp; kurulmaya özen gösterilmiştir. Şekil 1 de yer alan logoterapi&nbsp; konu başlıkları hakkında eğitim verilmiştir. Logoterapi&nbsp; bittikten sonra son test ölçümleri tamamlanmıştır.</p>



<p>&nbsp;184 <strong>DOI: 10.47115/jshs.790083</strong></p>



<p>Samsun Sağ Bil Der, 2020;5(2):182-190</p>



<p><strong>Şekil 1. </strong>Araştırma Planı</p>



<p>Örnekleme dahil edilme kriterini taşıyan ve gönüllü 15 MS tanılı kadın 5 MS tanılı kadın&nbsp;</p>



<p>1. hafta 2. hafta</p>



<p>3. hafta 4. hafta</p>



<p>5. hafta</p>



<p>6. hafta 7. hafta</p>



<p>8. hafta 9. hafta</p>



<p>&nbsp;Girişim Grubu (n=10 )</p>



<p>*Tanışma&nbsp; <img loading="lazy" decoding="async" width="196" height="99" src=""></p>



<p><sub>*Kişisel Bilgi Formu </sub>*BDÖ, BAÖ, SF-36,&nbsp; ANSP uygulaması&nbsp; <img loading="lazy" decoding="async" width="132" height="53" src=""><img loading="lazy" decoding="async" width="132" height="53" src=""></p>



<p>ÖNTEST&nbsp;</p>



<p>Gevşeme Egzersizi, VALT hakkında bilgi</p>



<p>Beden, Duygu, Düşünce Farkındalığı Çalışması: Kayıp&nbsp; Ve Kazanımlar</p>



<p>Şimdi ve Burada&nbsp;</p>



<p>Değerler ve Tavır Değişikliği</p>



<p>Hayatımın Filmi Çalışması (Bugüne Kadar)&nbsp;</p>



<p>Hayatımın Filmi Çalışması (Bugünden Sonra)&nbsp;</p>



<p>Boş Sandalye Tekniği</p>



<p>Özgürlük, Seçim ve Sorumluluk Ekseni</p>



<p>Değiştirilemez Gerçekte Anlam Bulmak: Hayatın Anlamı</p>



<p>araştırma kapsamı&nbsp; dışında bırakıldı</p>



<p>10. hafta</p>



<p>Girişim grubunun birbirleri hakkındaki olumlu düşünceleri ve görüşleri: grup&nbsp; terapisinin değerlendirilmesi</p>



<p>*BDÖ, BAÖ, SF-36, ANSE&nbsp; <img loading="lazy" decoding="async" width="212" height="36" src=""><img loading="lazy" decoding="async" width="213" height="36" src=""><img loading="lazy" decoding="async" width="310" height="74" src=""></p>



<p>uygulaması SONTEST&nbsp;</p>



<p>Verilerin Analizi</p>



<p>&nbsp;185 <strong>DOI:</strong><strong>&nbsp; 10.47115/jshs.790083</strong></p>



<p>Samsun Sağ Bil Der, 2020;5(2):182-190</p>



<p><strong>Araştırmanın İstatistiksel Değerlendirmesi</strong></p>



<p>Araştırmadan elde edilen nicel veriler Statistical&nbsp; Package For Social Science (SPSS) SPSS 22,0 istatistik&nbsp;&nbsp; <strong>Tablo1. </strong>Araştırmada kullanılan istatistiksel yöntemler.</p>



<p>paket programında uygun istatistiksel yöntemlerle analiz&nbsp; edilmiştir.. Verilerin değerlendirilmesinde kullanılan testler&nbsp; Tablo1’de verilmiştir.&nbsp;</p>



<p><strong>Değerlendirilen Özellikler İstatistiksel Yöntem </strong><strong><br></strong></p>



<p>Deney grubundaki öğrencilerin tanıtıcı özelliklerinin&nbsp; değerlendirilmesi</p>



<p>Deney grubundaki öğrencilerin tanıtıcı özelliklerinin normallik&nbsp; dağılımının incelenmesi</p>



<p>Deney grubundaki MS tanılı kadınların ön test-son test&nbsp; değerlerinin karşılaştırması</p>



<p>&nbsp;Frekans</p>



<p>Yüzde</p>



<p>&nbsp;Shapiro-Wilk Testi Paired t testi</p>



<p><strong>Araştırmanın Etik Yönü: </strong>Araştırma için Ondokuz&nbsp; Mayıs Üniversitesinden kurum izinleri alındıktan sonra&nbsp; araştırmada gönüllülük ilkesi öncelikli olarak tutulmuş ve&nbsp; bireylere gönüllü olur formları verilerek, araştırmaya&nbsp; gönüllü olarak katıldıklarını sözlü ve yazılı olarak beyan&nbsp; etmişlerdir. Araştırmaya katılan bireylere araştırma&nbsp; sürecinde ve sonrasında bireysel bilgilerinin gizli&nbsp; tutulacağına ilişkin güvence verilmiştir. Araştırma sürecinde&nbsp; araştırmadan istedikleri zaman ayrılabilecekleri&nbsp; belirtilmiştir. Gerekli izinler ile birlikte araştırma ile&nbsp; &#8216;bilgilendirilmiş onam&#8217; alınmıştır.</p>



<p><strong>Tablo 2. Sosyo-Demografik Özellikler (n=10)</strong></p>



<p><strong>BULGULAR&nbsp;</strong></p>



<p>Araştırmanın bulguları sosyodemografik özelliklerine ait&nbsp; bulgular ve logoterapi öncesi ve sonrası ölçek düzeylerinin&nbsp; karşılaştırılmasına ait bulgular olmak üzere 2 bölümde&nbsp; verilmiştir.</p>



<p><strong>Sosyodemografik özelliklere ait bulgular:</strong><strong>&nbsp; </strong>Araştırmaya 18-49 yaşları arasında 10 kadın hasta dahil edilmiştir. Hastaların %60’ı (6) evli, % 50’si (5) ev hanımı &nbsp;olup tümünün sağlık güvencesi vardır. Hastalık süresi 2-14&nbsp; yıl arasında değişmekte olup hastaların tümü halen MS için &nbsp;spesifik bir tedavi kullanmaktadır. Hastaların demografik &nbsp;verileri tablo 2 de verilmiştir (Tablo 2).</p>



<p><strong>&nbsp;Özellikler Sayı % <u>Yaş Ortalaması </u></strong>35,50±2,48 (min20, max:48 ) Hastalık Süre 5,15±1,52 (min2, max:14) EDSS 0,55±0,18 (min0, max:1.5 ) <strong><u>Medeni Durum</u></strong></p>



<p>Evli 6 60 Bekar 4 40 <strong><u>Çocuk Sayısı</u></strong></p>



<p>Yok 4 40 1 tane 1 10 <sub>2 tane </sub><sup>4 </sup>40 <sub>3 tane </sub><sup>1 </sup>10 <strong><u>Eğitim Durumu</u></strong></p>



<p>İlköğretim 3 30 Ortaöğretim 5 50 Üniversite 2 20 <strong><u>Meslek</u></strong></p>



<p>Ev hanımı 5 50 Emekli 4 10 Çalışan 4 40 <strong><sub>Toplam </sub></strong>10 100.0</p>



<p>&nbsp;<strong>%: </strong>Yüzde, Min: Minimum, Max: Maksimum</p>



<p><strong>Logoterapi Öncesi ve Sonrası Ölçeklerin </strong><strong>&nbsp;</strong></p>



<p><strong>Karşılaştırılmasına Ait Bulgular </strong><strong>&nbsp;</strong></p>



<p>MS tanısı almış bireylerin logoterapi öncesi ve&nbsp;</p>



<p>sonrası BDÖ, BAÖ, SF-36 ve ANPS puan ortalamaları&nbsp;</p>



<p>karşılaştırıldığında, logoterapi sonrası, öncesine göre</p>



<p>depresyon ve anksiyete bulguları arasında istatistiksel olarak &nbsp;</p>



<p>anlamlı fark belirlenmiştir (p&lt;0.05). SF-36 öntest ve sontest</p>



<p>sonuçlarından fiziksel fonksiyon, ağrı, sosyal</p>



<p>&nbsp;186 <strong>DOI: 10.47115/jshs.790083</strong></p>



<p>Samsun Sağ Bil Der, 2020;5(2):182-190</p>



<p>fonksiyon ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı düzeyde &nbsp;düşmüştür (p&lt;0.05). Müdahale öncesi ve sonrası arasında,&nbsp; ANPS değerlendirmesinde öfke ve oyun puanlarında&nbsp;</p>



<p>istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş tespit&nbsp; edilmiştir(p&lt;0.05). (Tablo 3).</p>



<p><strong>Tablo 3.Öntest-sontestölçek değerlendirilmesine ait bulgular </strong><strong><br></strong></p>



<p><strong>Ölçekler Öntest ±SS</strong></p>



<p><strong>Sontest</strong></p>



<p><strong></strong><strong>±SS t p </strong><strong><br></strong></p>



<p><strong><u>Beck depresyon ölçeği </u></strong>15,40±3,19 8,90±1,58 2,55 <strong>0,031</strong><strong> <u>Beckanksiyete ölçeği </u></strong>18,70±2,89 8,00±1,66 4,97 <strong>0,001</strong><strong> <u>SF-36</u></strong></p>



<p><strong><u>&nbsp;</u></strong>Fiziksel fonksiyon 27,30±080 24,90±0,91 3,08 <strong>0,013</strong><strong> <u>&nbsp;</u></strong>Fiziksel rol güçlüğü 7,30±0,39 7,00±0,49 0,51 0,616 &nbsp;Ağrı 10,69±0,66 8,67±0,66 3,77 <strong>0,004</strong><strong> <u>&nbsp;</u></strong>Genel sağlık 18,23±1,03 16,34±1,06 1,50 0,167 Vitalite 17,50±1,04 17,40±1,04 0,91 0,930 &nbsp;Sosyal fonksiyon 9,50±0,61 7,80±0,69 2,37 <strong>0,042</strong>Emosyonel rol güçlüğü 5,40±0,22 4,70±0,44 1,56 0,153 Mental sağlık 22,10±1,19 20,90±1,15 0,87 0,405 <strong><u>Affektif sinir bilim ölçeği</u></strong></p>



<p><strong><u>&nbsp;</u></strong>Hastalık 33,50±1,08 29,90±1,40 1,62 0,135 &nbsp;Korku 34,20±1,00 31,00±1,34 2,08 0,067 &nbsp;Bakım 31,90±0,48 29,30±1,54 1,48 0,172 &nbsp;Öfke 36,30±1,08 31,30±1,45 3,30 <strong>0,009</strong><strong> <u>&nbsp;</u></strong>Oyun 36,20±0,80 31,90±0,88 3,49 <strong>0,007</strong><strong> <u>&nbsp;</u></strong>Üzüntü 33,30±0,93 31,30±1,39 1,52 0,161&nbsp; Maneviyat 29,90±1,06 28,50±1,54 1,09 0,304</p>



<p>Ortalama, SS: Standart Sapma t: Paired t testi, p: İstatistiksel Önemlilik</p>



<p>&nbsp;187 <strong>DOI: 10.47115/jshs.790083</strong></p>



<p>Samsun Sağ Bil Der, 2020;5(2):182-190</p>



<p><strong>TARTIŞMA</strong></p>



<p>Tartışma varoluşcu felsefeye temellendirilmiş logoterapi öncesi ve sonrası depresyon, anksiyete, affektif sinirbilim&nbsp; kişilik ve yaşam kalitesi bulgularının tartışılmasından&nbsp; oluşmaktadır.&nbsp;</p>



<p>Araştırmaya katılan bireylerin logoterapi sonrası&nbsp; depresyon düzeylerinde anlamlı derecede azalma olduğu&nbsp; belirlenmiştir (p&lt;0.05). Azimi ve ark. (2018) MS tanılı&nbsp; kadınlar üzerinde yaptıkları bir çalışmada logoterapi sonrası&nbsp; deney grubunun anksiyete, depresyon ve stres&nbsp; semptomlarının ortalamaları kontrol grubu ortalamasından&nbsp; anlamlı olarak farklı bulumuştur. Depresyonun ortaya&nbsp; çıkmasında en önemli faktör yaşamdaki anlam duygusunu&nbsp; yitirmiş olmaktır. Logoterapinin kelime karşılığı anlam&nbsp; terapisidir. Bu nedenle depresyon semptomlarının&nbsp; düzeltilmesinde logoterapinin etkinliği oldukça fazla&nbsp; olabilir. Logoterapi, bireyin olumsuzlukların ötesine&nbsp; geçebilme ve bu olumsuzluklardan bir anlam çıkarabilme&nbsp; becerisini; belli bir ruhsal boyuta ulaşmasını ve yaşamındaki&nbsp; yetersizliklerin tüm olumsuz etkilerinin üstesinden&nbsp; gelmesine yardımcı olmayı ifade etmektedir (Ososkie ve&nbsp; Schultz;</p>



<p>2003). Beckner ve ark. (2010) yaptığı bir çalışmada telefon&nbsp; ile MS tanılı bireylerde gerçekleştirdikleri bilişsel&nbsp; davranışçı terapinin depresyon üzerinde olumlu sonuçlar&nbsp; elde etmişlerdir. Çalışmamızın sonucunda elde ettiğimiz&nbsp; depresyon ölçeğindeki anlamlı farklılık bu durumu destekler&nbsp; niteliktedir.&nbsp;</p>



<p>Araştırmaya katılan bireylerin logoterapi sonrası anksiyete &nbsp;düzeylerinde anlamlı derecede azalma olduğu belirlenmiştir &nbsp;(p&lt;0.001). Yapılan bir çalışmada grup logo terapisinin MS&#8217;li &nbsp;hastaların anksiyeteyi azaltmada, benlik saygısını artırmada &nbsp;etkili olduğunu belirtmişlerdir (Rasoli, Borjali, 2011). Bir &nbsp;çalışmada MS tan MS tanısı almış bireylere uygulanan &nbsp;MMPI değerlendirmesinin yapıldığı bir çalışmada, &nbsp;psikasteni ve hipokondriazis ölçeklerinin normal sınırların &nbsp;üzerinde olduğu ve bu kişilerin belirgin anksiyete ile birlikte &nbsp;fiziksel yapılarıyla aşırı ilgi ve kötümser bir yapı &nbsp;sergiledikleri ileri sürülmüştür (Emre ve ark.,2003). &nbsp;Talebian ve ark. (2012) yaptıkları bir diğer çalışmada grup &nbsp;logoterapisinin anksiyete ve depresyon düzeylerini azalttığı ve kanserli hastalarda yaşam kalitesini artırdığını ortaya &nbsp;koymaktadır. Ayrıca, yaşamdaki anlam ve anlam boyutları &nbsp;arasında fiziksel engele karşı olumlu uyum göstermek &nbsp;arasında pozitif bir ilişki elde edilmiştir. Yukarıda sözü &nbsp;edilen bulgulara göre; fiziksel engeli olan bireyler, yaşamda &nbsp;bir anlam ve yön bulduklarında, kişisel bir kimlik ve &nbsp;sorumluluk taşıdıklarında, kaçınılmaz olan ölümü &nbsp;kabullendiklerinde ve yaşamda yeni zorluklara mücadele &nbsp;etmeye devam ettiklerinde; fiziksel engellerini daha iyi &nbsp;kabul edip bununla daha iyi başa çıkmaktadırlar. Bunun tam &nbsp;zıttı olarak ise, bu bireyler yaşamlarında bir anlamdan, &nbsp;amaçtan ve görevden yoksun olduklarında, yaşamlarında &nbsp;duygusuzluk, bıkkınlık ve hissizlik hakim &nbsp;olduğunda(varoluşsal boşluk) buna bir de fiziksel engel &nbsp;eklendiğinde, kabul etmek ve bu zorluklarla mücadele etmek &nbsp;onlar için daha zor bir hal almaktadır. Kısacası, tüm bu &nbsp;bulgular, Frankl’in (1966,1988), Dunn’ın(1994) yaşamın &nbsp;devamlılığının negatif olaylar içinde-fiziksel engel gibi pozitif anlamlar bulmak ve anlama karşı tutumlar &nbsp;geliştirmeyi içeren görüşleriyle örtüştüğünü göstermektedir. &nbsp;Bu görüşler kişinin negatif deneyimlere karşı esneklik sahibi &nbsp;olması ve bunlarla daha olumlu baş etme becerisini ortaya &nbsp;koymaktadır. Araştırma sonuçlarımızda depresyon ve &nbsp;</p>



<p>anksiyete düzeylerinin azaldığı ve Frank’ın varoluşçu &nbsp;kuramının temellendiği logoterapinin etkili bir girişim &nbsp;olduğu görülmektedir. &nbsp;</p>



<p>Araştırmaya katılan bireylerin affektif sinir bilim ölçeğinin &nbsp;öfke ve oyun parametrelerinde azalma belirlenmiştir. Öfke &nbsp;alt ölçeği kişilerin asabi olmak, kolayca sinirlenmek ve &nbsp;hüsrana uğramak, sözel ve fiziksel şiddet göstermek ve de &nbsp;uzun süre öfkeli kalmak gibi deneyimleri ne sıklıkla &nbsp;yaşadıklarını araştırmaktadır. Bu sonuçlara göre logoterapi &nbsp;sonrası çalışmaya katılan bireylerin bu deneyimleri daha az &nbsp;yaşadıkları söylenebilir. Oyun alt ölçeği ise eğlenmek, &nbsp;mizah, gülmek, imkanlarıkeşfetmek gibi deneyimleri &nbsp;ölçmektedir. Bu sonuç logoterapi sonrası öfke &nbsp;deneyimlerinin azalması ile ilişkili görülmektedir. Bu iki &nbsp;alt ölçeğin sonuçları kayıp, yas ve gerçekliklerle karşılaşmak &nbsp;çapında ele alınabilir. Hastalar “neden ben” öfkesini aştıkça &nbsp;daha az oyuncu hissettikleri bir döneme girmişlerdir. Bu, yas &nbsp;sürecinin önemli olan ilk adımlarının atılması ve kişilerin &nbsp;bulundukları şartlar içerisinde anlamlı bir hayat inşa etme &nbsp;yoluna girmeleri olarak yorumlanabilir. Amir ve ark. (2017) &nbsp;yaptığı bir çalışmada MS tanılı bireylerde grup &nbsp;logoterapinin algılanan stresi azaltmada etkin bir yöntem &nbsp;olduğunu belirtmişlerdir. Yaşamdaki anlamın bireyin ruhsal &nbsp;sağlığını belirleyen önemli bir faktör olduğunu ve varoluş &nbsp;kavramının hem bedensel hem de ruhsal sağlık açısından &nbsp;anahtar öneme sahip bir nokta olduğunu ifade edebiliriz. &nbsp;</p>



<p>Araştırmaya katılan bireylerin logoterapi sonrası SF-36 &nbsp;parametrelerinden fiziksel fonksiyon, ağrı ve sosyal &nbsp;fonksiyon alt parametrelerinde logoterapi ile artan yaşam &nbsp;kalitesi durumunu ortaya koymuştur (p&lt;0.001). &nbsp;Mardanıvalendani ve Ghafari (2015) bir teknik olarak &nbsp;logoterapinin, artan sorumluluk, hastanın yaşamla ilgili &nbsp;inançlarının dönüşümü ve yaşam beklentisinin artması ile &nbsp;MS&#8217;li hastalarda fiziksel ve psikolojik boyutlarda yaşam &nbsp;kalitesinin artmasına neden olduğunu belirtmektedirler. &nbsp;Yapılan bir çalışmada MS tanısı almış bireylerin fiziksel ve &nbsp;bilişsel sağlık bileşenlerinin önemli bir bölümünde &nbsp;problemler olduğu bulunmuştur. Yapılan bir diğer &nbsp;çalışmada SF-36 testi ile hastalık progresyonu ve disabilite &nbsp;ile ilişkili bulunmuş ve EDSS ile ilişkisi ortaya konulmuştur &nbsp;(Baumstarck, 2013). Zibaei ve ark. (2013) yaptığı bir &nbsp;çalışmada MS tanılı bireylerde grup logoterapisinin &nbsp;algılanan stresi azaltmada ve yaşam beklentisinin artmasında &nbsp;etkili olduğu bulınmuştur. MS hastalarında algılanan stresi &nbsp;azaltmada ve yaşam beklentisinin artmasında logo &nbsp;terapisinin etkinliğini gösteren elde edilen sonuçlar göz &nbsp;önüne alındığında, bu çalışma yaşam kalitesini arttırmada &nbsp;yardımcı olduğu söylenebilir. Kronik hastalıklardan biri olan &nbsp;MS çok boyutlu olduğu ve yaşamın tüm boyutlarını etkileme &nbsp;olasılığı bulunduğu için bireylerin bir bütün olarak ele &nbsp;alınması gerekmektedir.Sadece fiziksel faktörlerin değil, &nbsp;bireyi etkileyen diğer faktörlerinde değerlendirilmesi ile &nbsp;bütüncül bir yaklaşım sergilenmektedir. Bütüncül bir &nbsp;yaklaşım fiziksel, psikospiritüel ve sosyal boyutlarda &nbsp;iyileşme sağlayarak yaşam kalitesinin arttığı söylenebilir.</p>



<p>Araştırma amaçları MS tanısı almış bireylerde,&nbsp; depresyon, anksiyete, affektifite ve yaşam kalitesi üzerinde&nbsp; etili olabilecek kanıtlanmış potansiyel yolları keşfedebilmektir. Frankl Logoterapinin etkisini açıklarken,&nbsp; MS tanılı bireylerde yaşamdan anlam bulmada ve hastalığın&nbsp; getirdiği yaşam zorlukları karşısında dahi seçim olasılığını&nbsp; görmede, yaşam üzerinde kontrolü olduğu duygunu&nbsp; yerleştirmede etkili olabildiği ve bu sayede hissedilen&nbsp; depresyon, anksiyete ve affektif semptomların azalabildiği</p>



<p>&nbsp;188 <strong>DOI: 10.47115/jshs.790083</strong></p>



<p>Samsun Sağ Bil Der, 2020;5(2):182-190</p>



<p>ve yaşam kalitesinin arttığı görülmektedir. Her gün kendi&nbsp; takvimine korku ve üzüntüyle bakan bir kişi, bu takvimi her&nbsp; gün çevirmeye devam ettikçe, en sonunda yaşama karşı&nbsp; üzüntü ve kötümser bir bakış açısı geliştirecektir. Fakat&nbsp; yaşamı daha aktif bir perspektiften gören bir kişi, sadece bu&nbsp; sayfaları çevirmekle kalmayacak her takvim yaprağının&nbsp; arkasına da önemli bir not yazacaktır. Yaşamın son&nbsp; noktasına kadar sürecek olan, kişinin yaptıklarından yapmak&nbsp; istediklerine kadar giden bir yolu adım adım takip edecektir.&nbsp; Ancak böyle bir kişi yaşamda aktif bir role sahip olabilecek,&nbsp; mutlu ve doyumlu bir yaşam sürebilecektir. Tüm bunlar da&nbsp; bireyde yaşam kalitesinin artmasını sağlayacaktır.</p>



<p><strong>SONUÇ VE ÖNERİLER</strong></p>



<p><strong>Sonuçlar&nbsp;</strong></p>



<p>MS tanılı kadınların varoluşçu felsefeye&nbsp; temellendirilmiş logoterapi sonrası depresyon, anksiyete,&nbsp; affektif sinir bilim ölçeği alt boyutlarından öfke ve oyun&nbsp; düzeylerinin ve yaşam kalitesinin fiziksel fonksiyon, sosyal&nbsp; fonksiyon, ağrı düzeylerinin anlamlı düzeyde azaldığı&nbsp; belirlenmiştir.&nbsp;</p>



<p><strong>Öneriler</strong></p>



<p>1. MS tanılı kadınlarda görülen depresyon,&nbsp; anksiyete, affektif semptom belirtilerini azaltmada ve yaşam&nbsp; kalitesini arttırmada logoterapinin etkili bir yöntem olarak&nbsp; tedavi ve bakıma katılması önerilebilir.&nbsp;</p>



<p>2. Gelecek araştırmalarda MS tanılı bireylerin&nbsp; uyum sürecinde yaşamdaki anlamın önemine odaklanan&nbsp; çalışmaların artmasıyla, fiziksel engele ve psikososyal&nbsp; kayıplara karşı pozitif duyguların oluşmasını sağlayacak</p>



<p>daha geniş grupları içeren kontrollü çalışmalar yapılması&nbsp; önerilebilir.&nbsp;</p>



<p><strong>KAYNAKLAR</strong></p>



<p>Amir F., Ahadi H., Nikkhah K., Mohammadreza Seirafi M. (2017). The Effectiveness of Acceptance and Commitment Group Therapy and Group Logotherapy in Reducing Perceived Stress among MS Patients<strong>.</strong>Caspian.J.Neurol.Sci, 3(4), 175-184</p>



<p>Azimi A., Makvandhoseini S., Najafi M., Rafieenia P. (2018) . A comparative study on effectiveness of acceptance and commitment therapy and logotherapy on symptoms of depression, anxiety and stress of women suffering relapsing remitting multiple sclerosis: A randomized controlled trial study<strong>. </strong>Koomesh Journal, 20(4), &nbsp;612-619.</p>



<p>Bahadir, M., Parlar, H., Spiteller, M. &nbsp;(2000). SpringerUmweltlexikon. Heidelberg: Springer. Baumstarck, K.,Butzkueven, H., Fernández, O., &nbsp;Flachenecker, P., Stecchi, S., Idiman, E., Pelletier, &nbsp;J.,Boucekine, M., Auquier, P.(2013). &nbsp;ResponsivenessofTheMultipleSclerosis International &nbsp;Qualityof Life QuestionNairetoDisabilityChange: A Lon Gitudinalstudy. HealthQual Life Outcomes, 29,111-127. Beck, A. T.,Steer, R. A. (1984).&nbsp; Internalconsistencies of&nbsp; theoriginalandrevisedBeckDepression Inventory. Journal of&nbsp; ClinicalPsychology, 40(6), 1365-1367.</p>



<p>Beck, A. T.,Ward, C. H., Mendelson, M., Mock, J.&nbsp; andErbaugh, J. (1961). An&nbsp; inventoryformeasuringdepression. Archives of General&nbsp; Psychiatry, 4(6), 561-571.&nbsp;</p>



<p>Beckner V., Howard I., Vella L., David C.,&nbsp; Mohr J. (2010). Telephone-administered psychotherapy for&nbsp;</p>



<p>depression in MS patients: moderating role of social&nbsp; support. Behavioral Medicine Resach, 33,47–59. doi:&nbsp; 10.1007/s10865-009-9235-2</p>



<p>Confavreux, C.,Vukusic, S., Adeleine, P. (2003).&nbsp; EarlyClinicalPredictorsandProgression of&nbsp; İrreversiblDiability in MultipleScleosis: An&nbsp; AmnesicProcess. Brain, (126): 770-782.&nbsp;</p>



<p>Davis, K. L., Panksepp, J. and Normansell, L.&nbsp; (2003). The affective neuro science personality scales:&nbsp; Normative data and implications. Neuro psychoanalysis,&nbsp; 5(1), 57-69.</p>



<p>Dunn, D. S. (1996).Well-Being Follow in&nbsp; Gamputation: Salutary Effects of Positive meaning,&nbsp; Optimism and Control. Rehabilitation Psychology, 41, 285- 302.</p>



<p>Emre, U., Ergün, U., Yıldız, H., Çoşkun, Ö., İnan,&nbsp; L. (2003). Multipl Skleroz ve Psikiyatrik Hastalıklar&nbsp; Düşünen Adam, 16(1): 46-49.</p>



<p>Engin, E., Kaçmaz, ED., Uğuryol, M. (2016). &nbsp;Türkiye&#8217;de Hemşire Olma Kaygısı: Varoluşçu Felsefe Bakış &nbsp;Açısıyla Bir Gözden Geçirme. IJSR, 9(43): 1226-31. &nbsp;</p>



<p>Ertekin, Ö.,Özakbaş, S., İdiman, E., Algun, C.&nbsp; (2012). Qualityof Life,&nbsp; FatigueandBalanceImprovementsAfter Home BasedExercise Program in MultipleSclerosisPatients. Nöro&nbsp; Psikiyatr Arş, (49): 33-38.</p>



<p>Frankl, V. E. (1966). Self-Transcendence as a&nbsp; Human phenomenon. Journal of Humanistic Psychology, 6,&nbsp; 97-106.</p>



<p>Frankl, V. E. (1988). Thewilltomeaning:&nbsp; Foundationsandapplications of Logotherapy. New York:&nbsp; Meridian.</p>



<p>İdiman, E. (2004).&nbsp; MultiplSkleroz&#8217;unİmmunopatogenezi. Türkiye Klinikleri, 2,&nbsp; 171-17.</p>



<p>Karabudak, R. (2008). Multipl Skleroz: Bilimsel&nbsp; Araştırmalardan Multipl Sklerozda Yeni Yönelimler.&nbsp; Hacettepe Tıp Dergisi, 39(3), 115-120.</p>



<p>Koçyiğit H, Aydemir Ö, Fisek G ve ark. “Kısa&nbsp; Form-36’nın Türkçe Versiyonunun Güvenilirliği ve&nbsp; Geçerliliği”, İlaç ve Tedavi Dergisi, 1999.</p>



<p>Mardanıvalendanı M., Ghafarı Z. (2015). The&nbsp; Effectıveness of Logotherapy on Qualıty of Lıfe Among MS&nbsp; Patıents ın Shahrekord. Journal of Ilam Unıversıty of Medıcal Scıences,23(5),47-56.</p>



<p>Milanlıoğlu, A., Özdemir, G., Çilingir, V., Güleç,&nbsp; Ç., Aydın, N., Tombul, T. (2014).&nbsp; CopingStrategiesandMoodProfiles in&nbsp; PatientswithMultipleSclerosis, ArqNeuropsiquiatr, 72(7),&nbsp; 490-495.</p>



<p>Minden, S. (2000). MoodDisorders in&nbsp; MultipleSclerosis: DiagnosisandTreatment. Journal of&nbsp; Neurovirology, 6(2), 160-167.</p>



<p>Ososkie, J. N.,Schultz, J. C. (2003).&nbsp; DisabilityAcceptanceTheoriesAndLogotherapy.&nbsp; International Forum forLo-Gotherapy,26, 21-26.</p>



<p>Özakkaş, T. (2008). Bütüncül Psikoterapi.&nbsp; İstanbul: Litera Yayınevi.</p>



<p>Penner, IK, Bechtel, N.,Raselli, C., Stöcklin, M.,&nbsp; Opwis, K., Kappos, L.,Calabrese, P. (2007). Multipl&nbsp; Sklerozda Yorgunluk: Depresyon, Fiziksel Bozukluk,&nbsp; Kişilik ve HRasolı I., Borjalı A. (2011). The Effıcıency of&nbsp; Group Logotherapy ın Decreasıng Anxıety and Increasıng&nbsp; Self Esteem ın Patıents Wıth Multıple Cclerosıs. Clınıcal</p>



<p>&nbsp;189 <strong>DOI: 10.47115/jshs.790083</strong></p>



<p>Samsun Sağ Bil Der, 2020;5(2):182-190</p>



<p>Psychology Studıes, 1(3) ,43-56.areket Kontrolü İle İlişki.&nbsp; Multipl Skleroz Dergisi, 13 (9), 1161-1167.</p>



<p>Sartre, J.P. (2012). Varoluşçuluk. İstanbul: Say&nbsp; Yayınları.&nbsp;</p>



<p>Talebian, L.,Mehrabizadehhonarmand, M.,Yavari,&nbsp; AH. (2012). TheEffectiveness of Thetherapy on Depression,&nbsp; Anxi-Etyandquality of Life of Cancerpatients,&nbsp; theJournalPsychologicalAchievementSmartyrChamranUniv</p>



<p>ersity, 4(2), 244-199.</p>



<p>Van, D.E., Arnold, B.C. (2017). &nbsp;ExistentialPerspectives on Human Issues: A&nbsp;</p>



<p>HandbookforTherapeuticPractice: United &nbsp;Kingdom: MacmillanEducation.</p>



<p>Zibaei FG., Dehkordi MA., Alipour A.,&nbsp; Mohtashami T. (2013). Efficacy of Group Logo Therapy in the Perceived Stress and Life Expectancy in Ms Patients.&nbsp; Goals and Priorities of Journal of Research in psychological&nbsp; Health ,6(4).</p>



<p>&nbsp;190 <strong>DOI: 10.47115/jshs.790083</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gulayoguz.com/degistirilemez-gercekte-anlam-bulmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MAKALELER</title>
		<link>https://www.gulayoguz.com/makaleler/</link>
					<comments>https://www.gulayoguz.com/makaleler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2020 15:44:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akademik Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gulayoguz.com/?p=1879</guid>

					<description><![CDATA[1-ULUSLARARASI MAKALELER . 1. 1. OGUZ G, &#160;CELİKBAS Z, &#160;BATMAZ S, &#160;CAGLİ S, &#160;SUNGUR MZ Comparison Between Obsessive Compulsive Disorder and Panic Disorder on Metacognitive Beliefs, Emotional Schemas, and Cognitive Flexibility International Journal of Cognitive Therapy e-ISSN 1937-1217 Volume 12 Number 3 J Cogn Ther (2019) 12:157-178 DOI 10.1007/s41811-019-00047-5 pp 1–22&#160; 2- GÜNDÜZ A, BEYAZIT &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>1-ULUSLARARASI MAKALELER</strong></p>



<p>.</p>



<p>1. 1. OGUZ G, &nbsp;CELİKBAS Z, &nbsp;BATMAZ S, &nbsp;CAGLİ S, &nbsp;SUNGUR MZ Comparison</p>



<p>Between Obsessive Compulsive Disorder and Panic Disorder on Metacognitive Beliefs,</p>



<p>Emotional Schemas, and Cognitive Flexibility International Journal of Cognitive Therapy</p>



<p>e-ISSN 1937-1217 Volume 12 Number 3 J Cogn Ther (2019) 12:157-178</p>



<p>DOI 10.1007/s41811-019-00047-5 pp 1–22&nbsp; <strong></strong></p>



<p>2- GÜNDÜZ A, BEYAZIT R.K, GÜNDOĞMUŞ İ, SERTÇELİK S, GÖNÜL H,YAŞAR</p>



<p>A.B, OĞUZ G, SUNGUR M.Z. (2018) Turkish Validity and Reliability of Sexual</p>



<p>Complaints Psychiatry and Clinical Psychopharmacology Balkan Medical Journal DOI</p>



<p>10.1080/ 24750573.1525811</p>



<p>3-AKER S, ŞAHIN MK, SEZGIN S, OĞUZ G. (2017) Psychosocial Factors Affecting</p>



<p>Smartphone Addiction in University Students.&nbsp;Journal of Addictions Nursing&nbsp;28(4):215-219</p>



<p>&nbsp;doi: 10.1097/JAN.0000000000000197.</p>



<p>4-AKER S, BÖKE Ö, OĞUZ G. (2016) Can renaming schizophrenia reduce negative</p>



<p>attitudes toward patients in Turkey? International Journal of Social Psychiatry. &nbsp;; 62(4): 311-</p>



<p>5.&nbsp; doi:10.1177/0020764015621942</p>



<p>5. ÖZDEMIR G . (2009) Depresyonlu Hastalarda Mirtazapin ve Venlafaxinin Serum BDNF</p>



<p>Üzerine Etkisi</p>



<p>6. Oguz G, Çağlı S, Sezgin S, İçöz JF, Terzi&nbsp; (2016) M DEĞIŞTIRILEMEZ GERÇEKTE ANLAM BULMAK</p>



<p>Türkiye Psikiyatri dergisi 27 Ek 1</p>



<p>7. 1-YILMAZ M, ÖZDEMİR G, TURGAY A, ÇAĞLI M. (2012).Üniversite Öğrencilerinin</p>



<p>Erişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Ölçeğinin Alt Boyutları Düzeylerinin Çeşitli</p>



<p>Değişkenler Açısından İncelenmesi Uluslar Arası İnsan Bilimleri Dergisi 9(1): 627-649&nbsp;</p>



<p>8&#8211;OĞUZ G, YILMAZ M, ÇAĞLI M, GÜVEN F.M, SUNGUR M.Z. (Received 12 June</p>



<p>2014). Effects of a cognitive behavioral oriented awareness program on depression levels of</p>



<p>obese individuals. Open Access Library 1 DOI:10.4236/oalib.1100905</p>



<p><strong>2. ULUSAL MAKALE</strong></p>



<p>1- CENGİZ K, ÖZKAN A, KESİM G, ÖZDEMİR G, DENİZ Ö.(1998)</p>



<p>Kronik Böbrek Yetmezliğinde Sekonder Hiperparatiroidi Ve Depresyon</p>



<p>Journal of Experimental and Clinical Medicine&nbsp;15(2): 139-142&nbsp;</p>



<p>2-KURT M, ARIK AC, ÖZDEMIR G, ÇELIK S . (1998) Fluoksetinin Artı labirent Testinde</p>



<p>Anksiyete üzerine Etkileri Klinik Psikofarmakoloji Bülteni 8(3):156-159</p>



<p>3-YEŞİLDAL A, OĞUZ G, GÜVEN F.M, ÜSTÜNUÇAR İ. (2014) Sigara Bağımlılığı</p>



<p>Tedavisinde Bilişsel Davranışçı Grup Terapisi. Bağımlılık Dergisi/ Journal of Dependence, 15</p>



<p>(2):76-84</p>



<p>4-KURT M, ARIK A.C, ÖZDEMİR G, ÇELİK S. ( 2000) Sertralinin Artı Labirent Testinde</p>



<p>Anksiyete üzerine etkileri Anadolu Tıp Dergisi&nbsp;&#8211;&nbsp;2000;2(2):97-100&nbsp;</p>



<p>5- TÜRK B , ŞENYUVA G, OĞUZ G (2018) ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDE</p>



<p>TOPLUMSAL CİNSİYET ALGISI VE ŞİDDET EĞİLİMİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN</p>



<p>DEĞERLENDİRİLMESİ Türk Psikiyatri Dergisi EK 1 -S 46</p>



<p>6-OĞUZ G, KARABEKİROĞLU A, KOCAMANOĞLU</p>



<p>B, SUNGUR MZ Obezite ve Bilişsel Davranışçı Terapi</p>



<p>Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar-Current Approaches in Psychiatry 2016; 8(2):133-144 doi:</p>



<p>10.18863/pgy.02951</p>



<p>7-Sexual Myth Beliefs and Associated Factors in University Students Üniversite Öğrencilerinde Cinsel Mit İnançları ile İlişkili Faktörler Servet Aker*1, Mustafa Kürşat Şahin2 , Gülay Oğuz3&nbsp;&nbsp;</p>



<p>3. Lisansüstü veya Tıpta Uzmanlık Tezlerinden Üretilmiş Yayınlar:</p>



<p>1. ÖZDEMİR OĞUZ G, ARIK A.C, ŞAHİN A.R, TOPBAŞ M, BİR Y, Panik bozuklukta</p>



<p>klomipramin tedavisinin serum lipid düzeylerine etkisi 5.KARADENİZ MEME KONGRESİ</p>



<p>s.41</p>



<p>2- ÖZDEMİR OĞUZ G, ARIK A.C, ŞAHİN A.R, BİR Y, Panik bozukluğu olan hastalar ve</p>



<p>sağlıklı kişilerin serum lipid değerlerinin karşılaştırılması 5. KARADENİZ MEME</p>



<p>KONGRESİ s.42</p>



<p><strong>KİTAP</strong></p>



<p>1. HANDBOOK OF CANNABIS AND RELATED PATHOLOGIES BIOLOGY,</p>



<p>PHARMACOLOGY, DIAGNOSIS, AND TREATMENT Edited by V.R. Preedy</p>



<p>Cognitive Behavioral Therapy in Cannabis Use Disorder. ,</p>



<p>2. TPD ERİŞKİN DEHB TANI VE TEDAVİ KILAVUZU 2018 Erişkin DEHB ve</p>



<p>Alternatif Terapiler Bölümü S:307-315</p>



<p>3. Türkiye Klinikleri Psikiyatri &#8211; Özel Konular&nbsp;Farklı Tanı Gruplarında Bilişsel</p>



<p>Davranışçı Terapiler&nbsp;&nbsp;SOSYAL ANKSİYETE BOZUKLUĞU VE BİLİŞSEL</p>



<p>DAVRANIŞÇI TERAPİ S: 21-27</p>



<p><strong>&nbsp;PROJELER</strong></p>



<p>c)Devam eden veya başarı ile tamamlanmış a ve b bendi dışındaki uluslararası destekli bilimsel araştırma projelerinde (derleme ve rapor hazırlama çalışmaları hariç) görev almak</p>



<p><strong>İmproving Health Status of the Syrians under Temporary Protection and the Related Services Offered by the Republic of Turkey</strong></p>



<p>d) Üniversite dışındaki kamu kurumlarıyla yapılan başarıyla tamamlanmış veya devam eden bilimsel araştırma projelerinde görev almak</p>



<p><strong>Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Orta Karadeniz kalkınma Ajansı Özgül Öğrenme bozukluğu Farkındalık Eğitimi</strong></p>



<p><strong>-Bilimsel Toplantı Faaliyeti (Başvurulan bilim alanı ile ilgili ve adayın hazırladığı lisansüstü tezlerden üretilmemiş olmak kaydıyla)</strong></p>



<p>a) Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan (poster hariç), tam metni veya özeti matbu veya elektronik olarak bildiri kitapçığında yayımlanmış çalışmalar.</p>



<p>b) Ulusal bilimsel toplantılarda sunulan (poster hariç), tam metni veya özeti matbu veya elektronik olarak bildiri kitapçığında yayımlanmış çalışmalar.</p>



<p>1- Arık A.C.,&nbsp; Özcan A.N,&nbsp; Özdemir G(1994)AC Kanseri Olan Hastalarda Depresyon 30.UPK&nbsp;</p>



<p>&nbsp;2- Özkan A, Özdemir G, Bir Y ( 1996) Konversiyon Bozukluğu ve Diğer Somatoform Bozukluklar: Komorbidite ve Demografik özellikler. 32.Ulusal Psikiyatri kongresi</p>



<p>3- Arık A.C, Şahin A.R,&nbsp; Özdemir G (1996) Major Depresyon Tedavisinde Sertralin ve Paroksetin 1.Ulusal Biyolojik Psikiyatri Kongresi</p>



<p>4-1.Ulusal KDT&nbsp; Kongresi 2007 İntihar Davranışında KDT paneli</p>



<p>5-17. Psikiyatri Günleri 2008 Alanda çalışma ve psikiyatrist olmak panel</p>



<p>6-2. Ulusal KDT Kongresi 2009 Obezite Tedavisinde KDTpaneli</p>



<p>7- 21.YILLIK TPD TOPLANTISI VE KLİNİK EĞİTİM SEMPOZYUMU 2017 DEHB’DE BİREYSEL BDT UYGULAMALAR S 30-31</p>



<p>8-54.UPK Türkiye Psikiyatri Dergisi cilt 19 2018 ek 1 Üniversite Öğrencilerinde Toplumsal Cinsiyet Algısı ve Şiddet Eğilimi Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gulayoguz.com/makaleler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
