<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tedaviler &#8211; Uzm. Dr. Gülay Oğuz</title>
	<atom:link href="https://www.gulayoguz.com/category/tedaviler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.gulayoguz.com</link>
	<description>PSİKİYATRİST-PSİKOTERAPİST</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2020 11:51:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>VAJİNİSMUS NEDİR?</title>
		<link>https://www.gulayoguz.com/vajinismus-nedir/</link>
					<comments>https://www.gulayoguz.com/vajinismus-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2020 13:25:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tedaviler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gulayoguz.com/?p=1924</guid>

					<description><![CDATA[Vajinimus Nedir? Vajinismus; cinsel birleşme sırasında vajinanın dışına yakın bölümünü çevreleyen kasların kasılması sonucunda cinsel birleşmenin imkansız ya da ağrılı hale gelmesi sorunudur. Vajinadaki kasılmaya bedenin başka bölümündeki kasılmalar da etki edebilir. Kasılmaların ve korkunun şiddeti ile paniğe kapılan kadın ilişki sırasında eşini itebilir, kendini ilişkiye tümüyle kapatabilir. Bu davranışları eşi tarafından sanki ilişkiyi istemiyor &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">                  <strong>Vajinimus Nedir?</strong></h2>



<p>       <a href="https://www.samsunvajinismus.com/" class="rank-math-link" target="_blank" rel="noopener">Vajinismus</a>; cinsel birleşme sırasında vajinanın dışına yakın bölümünü çevreleyen kasların kasılması sonucunda cinsel birleşmenin imkansız ya da ağrılı hale gelmesi sorunudur. Vajinadaki kasılmaya bedenin başka bölümündeki kasılmalar da etki edebilir. Kasılmaların ve korkunun şiddeti ile paniğe kapılan kadın ilişki sırasında eşini itebilir, kendini ilişkiye tümüyle kapatabilir. Bu davranışları eşi tarafından sanki ilişkiyi istemiyor veya bilinçli olarak kendisini ilişkiye kapatıyor gibi algılanabilir. Ancak kasılmalar tamamen istemsizdir. Bu durumun kökeninde, çocukluk çağından kalma korkuların, doğru bilinen yanlışların (cinsel mitler), suçluluk, utanma veya ayıp gibi duyguların yeri büyüktür. </p>



<p>       Vajinismus birçok evliliğin sona ermesine neden olabiliyor, pek çok evlilik de vajinismus nedeniyle seks hayatı olmadan sürebiliyor. Vajinismus, cinsel sorunların sınıflandırılmasında cinsel ağrı bozuklukları içinde yer almakla birlikte vajinismus tanısı koymak için mutlaka ağrının olması gerekmemektedir. Vajinismus sorunu kadından kadına değişiklik gösterir. Bazı kadınlar jinekolojik muayeneden geçebilir veya vajinaya tampon alabilir ama penisi içine alamazlar. Bazıları penisi kısmen alabilir ama süreç çok ağrılıdır. Vajinismus sorunu yaşayan kadınlar vajinalarının penisi alamayacak kadar küçük olduğunu veya vajina girişinin olmadığını zanneder, ya da kızlık zarının çok kalın olduğunu ve cinsel birleşme denemelerinde de bu yüzden çok büyük güçlük yaşayacaklarını düşünürler. Bunlar vajinal kasların spazm durumundayken sanki girişe kapalıymış görüntüsü vermesinden kaynaklanan hatalı düşüncelerdir. Gerçekte vajinismuslu kadınların bedeninde cinselliği yaşaması için hiçbir fiziksel engel yoktur, genital bölgeleri tamamen normaldir. Çiftlerde uygulanabilecek doğru bir cinsel terapinin sadece penisin vajinaya girmesinin başarılması ile değil, çiftin sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşantıya kavuşması ile de ilgilenen bir cinsel terapi yaklaşımı olması gerekmektedir. Çünkü aksi durumda cinsellik mekanik bir sürece dönüşebilir.&nbsp; Tedavinin başlangıcında, hastanın çok boyutlu bir sorun olarak disparoniyi yeniden kavramlaştırmasına yardımcı olunmalıdır. Hasta veya çifte ağrı ve vajinismusun kendi düşünceleri, duygulanımları, davranışları ve çift ilişkisi gibi değişik etmenlerden etkilenebildiği anlatılmalıdır. Tedavi ile ilgili bir yanlış yorumlama varsa açıkça tartışılmalıdır. Fiziksel olarak hissedilen bir durum için psikolojik bir yöntem önerildiği dikkate alındığında, hastanın başlangıçta kuşkucu olması normal bir durum olarak kabul edilebilir. </p>



<p>       Ağrılı genital cinsel aktivitenin çok boyutlu görünümü ve ilave olarak altta yatan özel fiziksel patoloji hakkında bilgilendirme hastayı tedavi sürecine bağlamakta çok etkilidir.&nbsp; Hastanın ağrısını kontrol edebileceğine dair farkındalığı arttıktan sonra ilk önerilen alıştırma, kadının cinsel organlarını kendi kendine incelemesidir. Bu alıştırmayla, hasta tarafından ağrının, kasılmanın anatomik yerinin belirlenmesi ve gerektiğinde eşine de gösterebilmesi sağlanmış olur. Bu alıştırmayla birlikte bazı solunum ve gevşeme alıştırılmaları da verilmektedir. &nbsp;Bireylerin otomatik düşüncelerini tanımaya başlama ve onları günlüğüne kaydetme, aynı zamanda partnerine ve terapistine bildirme konusunda teşvik edilmelidir. </p>



<p>       Vajinismuslu kadınlarda ağrı olacağı korkusunun yanı sıra, anksiyete ile ilgili semptomların önemli olduğu da belirtilmiştir. Vajinismusun neden olduğu cinsel sorunları hedefleyen tek tedavi bilişsel davranışçı yöntemlere dayalı cinsel terapidir. Bu tedavi utanç, yetersizlik, çaresizlik duyguları ile boğuşan çiftlere ruhsal destek sağlar, onların anksiyete düzeyini azaltır ve yanlış inanışlarının düzeltilmesini sağlar. Bu şekilde bilişsel davranışçı yöntemlere dayalı cinsel terapi vajinismuslu kadınların vajinismus dışındaki cinsel sorunları veya onların eşlerinin cinsel sorunları için faydalı bir yöntem olmaktadır. </p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="blob:https://www.gulayoguz.com/e9c16865-b5c8-44c1-b8d9-d7bbd537b3e5" alt="" width="483" height="483"/></figure>



<h4 class="wp-block-heading">                       <strong>BDT Temelli Vajinismus Tedavisi</strong></h4>



<p>       Cinsel işlev bozukluğunda depresyonun belirgin rolünün olduğunu, cinsel işlev bozukluğu olan kadın ve erkekte hem yüksek düzeylerde akut depresyon belirtileri ve hem de yaşam boyu belirgin olarak yüksek duygu durum bozukluğu yaygınlığı olduğu belirtilmiştir. Kronik pelvik ağrısı olan kadınlarda yapılan bir çalışmada anksiyete, depresyon ve cinsel işlev bozukluğu arasında bir bağlantı olduğu sonucuna varılmıştır. Kaçınma davranışı, tehdit hissi, ağrı korkusu anksiyetinin davranışsal ve bilişsel yönleridir ve anksiyete vajinismus için etiyolojik olarak oldukça önemli görülmektedir. Vajinismusun tedavisi temelde psikolojiktir ve sistematik gözden geçirmelerde tedavilerin pek çoğunun sistematik duyarsızlaştırma ve Bilişsel Davranışcı Terapi ( BDT) olduğu görülmektedir. Bilişsel davranışcı terapilerde amacımız yanlış öğrenilmiş tepkilerin yeni ve doğru tepkilerle yer değiştirmesini öğretmektir. Bilişsel davranışcı cinsel terapilerde dört basamaklı bir yaklaşım söz konusudur. </p>



<p>       Bunlar; Cinsellikte &nbsp;‘‘erkek cinsel organının büyüklüğü çok önemlidir, mastürbasyon zararlıdır, kadının orgazm olamaması eşinin suçudur, cinsel ilişkide eşler aynı anda doyuma ulaşmalıdır, kızlık zarının yırtılması çok zor ve kanamalı olur, erkek cinselliğe her zaman hazırdır, farklı pozisyonlarda ilişki kurmak sapıklıktır’’ gibi birçok yanlış inanç ve tutumlar cinsel işlev bozukluklarına zemin hazırlamaktadır. Doğru cinsel bilgilendirme ve eğitim ile cinsel bilgi eksikliğinin giderilmesi ve yanlış bilgi ve inançların düzeltilmesi tedavinin ilk basamağıdır.</p>



<p>       Cinsel işlev bozukluğu olan çiftlerde, sıklıkla hem cinsel hem de cinsellik dışı alanlarda ciddi bir iletişim eksikliği vardır. Çiftlerin birbirlerine ifade etmekte zorlandıkları konular mutlaka konuşulmalıdır. Sevindiği bir şeyi anlatmak, eşinde beğendiği bir yönü eşine ifade etmek, eşinde beğenmediği bir huyu eşine ifade etmek, cinsel içerikli bir yazıyı birlikte okumak, cinsel bir fantezisini eşine anlatmak gibi ev ödevleriyle iletişim becerilerinin geliştirilmesi ikinci hedefimizdir. Terapi sürecinde çiftlerin ev ödevlerini yapmayı engelleyen dirençler görülecektir. Bunu yapan bilinçaltındaki otomatik olumsuz düşüncelerdir. Danışanlara altta yatan olumsuz düşünce, yaşantı ve imajların farkındalığını kazandırmak terapinin püf noktasıdır.</p>



<p>       Son aşamada ise farkındalığına varılan hatalı davranışların yerine, yeni ve doğru davranışların konulması gelir. Bu aşamada vajinismus, erken boşalma, iktidarsızlık (erektil disfonksiyon) gibi farklı cinsel işlev bozukluklarında, ortak veya olguya spesifik farklı yaklaşımlarda bulunulur. Genital alan dışı ve genital duyumlara odaklanma egzersizleri, aşamalı koitus egzersizleri, mastürbasyon ve birleşme egzersizleri, hayalleme ve rol yapma egzersizleri, dur ve yeniden başla, sıkma egzersizleri gibi teknik ve uygulamalar bireylere öğretilmektedir. Yaklaşık %70 vaka da,&nbsp; bilişsel davranışcı yaklaşımlarla cinsel işlev bozukluklarında başarılı neticeler alınmaktadır. Başarıda terapist ile kurulan güven ve samimiyet ilişkisi , hangi çifte hangi tekniklerin uygulanacağı seçimi önemli rol oynamaktadır.</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gulayoguz.com/vajinismus-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kişilik Bozuklukları Nedir?</title>
		<link>https://www.gulayoguz.com/kisilik-bozukluklari-nedir/</link>
					<comments>https://www.gulayoguz.com/kisilik-bozukluklari-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2020 13:19:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tedaviler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gulayoguz.com/?p=1920</guid>

					<description><![CDATA[A.Kümesi (Eksantrik) Kişilik Bozuklukları Paranoid Kişilik Bozukluğu Bu tip bireylerde davranışlarını kötü niyetli olarak algılayıp sürekli bir güvensizlik ve kuşkuculuk gösterme, haksızlığa maruz kaldığını hissetme, çabuk alınganlık, kavga ve tartışma ortamına çabuk giriş, başarısızlık kusurlarını başkasında arama görülmektedir. Paranoid bozukluğu olan bireyler yeterli bir temele dayanmadan, başkalarının kendisini sömürdüğünden, kendisine kötülük yaptığından, ya da kendisini &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>A.Kümesi (Eksantrik) Kişilik Bozuklukları</strong></p>



<p><strong>Paranoid Kişilik Bozukluğu</strong></p>



<p>       Bu tip bireylerde davranışlarını kötü niyetli olarak algılayıp sürekli bir güvensizlik ve kuşkuculuk gösterme, haksızlığa maruz kaldığını hissetme, çabuk alınganlık, kavga ve tartışma ortamına çabuk giriş, başarısızlık kusurlarını başkasında arama görülmektedir. Paranoid bozukluğu olan bireyler yeterli bir temele dayanmadan, başkalarının kendisini sömürdüğünden, kendisine kötülük yaptığından, ya da kendisini aldattığından kuşkulanırlar. Arkadaşlarının kendisine olan bağlılıkları ya da güvensizlikleriyle ilgili yersiz kuşkuları vardır. Söylediklerinin kendisine karşı kullanılacağı korkusuyla başkalarına açılmak istemezler. Sıradan sözlerden ya da olaylardan aşağılamaya ya da göz korkutma anlamını çıkarırlar ve sürekli kin beslerler. Ortada bir neden yokken başkalarının kimi davranışlarını, kişiliğine ya da saygınlığına bir saldırı olarak algılar ve bunlara birden öfkeyle karşılık verir ya da karşı saldırıya geçerler.&nbsp; Eşinin ya da cinsel partnerinin sadakatiyle ilgili yineleyici, yersiz kuşkuları vardır. Ayrıcı paranoid bozukluğu olan insanlar nadiren tedaviyi başlatır ve sıklıkla vaktinden önce sonlandırırlar. Paranoid kişilere yaklaşırken belirsizliğe yönelik korkularını bilerek açık, net ve kararlı olmak gerekir. Bu kişilere şaka bile olsa yalan söylenmemelidir. Bu kişilerle konuşurken çözüme gitmeyi ertelemek, beyaz yalanlar söylemek doğru bir yaklaşım biçimi değildir. Baştan tavır koyup, seçilen kelimelere dikkat edildiğinde belirsiz ve beraberinde paranoid paydalar azalmaya başlar. Bu kişilere dürüst olun ve aslan söylemeyin. Kendinizi kanıtlama ve sadakatinizi ispat etme çabasına girmeyin. Bir defa böyle davranıldığında her seferinde ispata mecbur kalırsınız.</p>



<p><strong>Şizoid Kişilik Bozukluğu</strong></p>



<p>Şizoid kişilik bozukluğu olan bireylerde yakın ilişkilerden kaçınma, içe dönük olma ve duygularını anlatmakta kısıtlılık yaşama görülmektedir. &nbsp;Yalnız kalmayı seçtikleri için meslek seçimlerini de buna göre yaparlar. Hayatı planlamak, belirli bir amaç ve hedef oluşturmak yerine daha çok hayatın akışında sürüklenmeye eğilimlidirler. Bu tip kişiler ailenin bir üyesi olmak da dahil yakın ilişkilere girmek istemez ve yakın ilişkilerden hoşlanmazlar. Cinsel anlamda herhangi bir işlev bozuklukları yoktur ancak çoğu zaman duygusal ve sorumluluk getiren cinsel temaslardan kaçınarak daha yüzeysel cinsel deneyimler yaşarlar. Duygusal anlamda soğuk ve samimiyet kuramadıkları, kendi sorunları dışında başkalarının sorun ve isteklerine duyarsız oldukları için karşı cins tarafından düz bir birey olarak tanımlanırlar. Bireyin çocukluk, ergenlik ve genç yetişkinlik dönemindeki davranışları gelişim ve değişim sürecine bağlı olarak yorumlandığı için genellikle yetişkinlik döneminde teşhis edilir.&nbsp; Toplumda görülme sıklığı olarak ise %3-5 arasındadır ve genel olarak erkeklerde kadınlara oranla daha yaygındır.</p>



<p><strong>Şizotipal Kişilik Bozukluğu</strong></p>



<p>Bu grupta yer alan bireylerde sıra dışı düşünme ve davranış şekli ile kendilerini belli ederler.&nbsp; Şizotipal kişilik bozukluğu olan insanlar garip inançlara sahip olabilir ve çoğu zaman batıl inançları vardır.&nbsp; Olağan dışı algısal yaşantıları, bunlar arasında bedensel illüzyonlar vardır. Acayip düşünüş biçimleri ve konuşmaları vardır.&nbsp; Kuşkuculuk ve paranoid düşünce içerirler. Alışagelmişin dışında ya da çok kendine özel davranış ya görünüm içerisindedirler. Birinci derece akrabalar dışında yakın arkadaşları ya da sırdaşları yoktur. Yakından tanımakla azalmayan aşırı toplumsal anksiyete, kendisi hakkında olumsuz yargılardan çok paranoid korkular bu bozukluğa eşlik etme eğilimi taşırlar.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="506" src="https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/d6f035cekisilikbozukluguborderline-1.jpg" alt="" class="wp-image-1979" srcset="https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/d6f035cekisilikbozukluguborderline-1.jpg 900w, https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/d6f035cekisilikbozukluguborderline-1-300x169.jpg 300w, https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/d6f035cekisilikbozukluguborderline-1-768x432.jpg 768w, https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/d6f035cekisilikbozukluguborderline-1-390x220.jpg 390w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; B. Kümesi ( Dramatik)&nbsp; Kişilik Bozuklukları</strong></p>



<p><strong>Antisosyal Kişilik Bozukluğu</strong></p>



<p>       Ergenlik ve yetişkinlik döneminde sosyal normlara uygun davranışları sergileyememe, başkalarının haklarını önemsememe, hilekârlık ve hırsızlık, olumsuz performans, yasa dışı madde kullanma görülmektedir.&nbsp; Görülme sıklığı erkeklerde %3-7 iken kadınlarda %1’dir. Genelde 15 yaş öncesi başlar. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve davranım bozukluğu yatkınlaştırıcıdır. Suç işleyenlerin %75’ inden fazlası anti sosyal kişilik bozukluğu gösterir. Genetik faktörler, bölünmüş aile ortamı, düşük eğitim seviyeli ebeveynler etkenler arasındadır.&nbsp; Antisosyal kişilik bozukluğu başkalarına aldırış etmeme ve toplum kurallarına uymama ile ifade edilen sorumsuz ve agresif davranışlarla tanımlanırlar. Bu bozukluğu olan insanlar sıklıkla ciddi suçlar işler ve davranışları için pişmanlık duymazlar. Sık yalan söylemekle beraber takma ad kullanma, başkalarını dolandırma gibi davranışlar görülür. Dürtüseldirler ve geleceklerini tasarlamazlar. Kendilerinin ve başkalarının güvenliliğini önemsemezler. Genellikle bir işleri yoktur ve parasal yükümlülüklerini yerine getiremezler. Kötü davranışları sonucu pişmanlık duymama belirtileri görülmekle beraber bu kişiler en az 18 yaşındadır ve 15 yaşından önce davranım bozukluğu olduğuna dair kanıtlar vardır.</p>



<p><strong>Borderline Kişilik Bozukluğu</strong></p>



<p>       Borderline kişilik bozukluğunu çocuğun kendi benliğiyle alakalı bir bölünmüşlüğü olarak görülmektedir. Borderline kişilik bozukluğunun en önemli etkenlerinin ise 5 alanla ilgili bozukluk olduğunu biliyoruz. Bunlardan bir tanesi;</p>



<p>       Duygusal alandaki bozukluklardır.&nbsp; Bu kişiler bir anda öfkelenebilirler, bir anda insanı göklere çıkarabilir, bir anda yerebilirler. Hayat onlar için ya siyah ya beyazdır. Yapılmış çoğu şeyi yaptıktan sonra aniden pişmanlık hissederler. Genelde bu tip kişilerin muhteşem hedefleri vardır. Davranışsal problemler içerisinde en büyük problemleri yeme bozuklukları, alkol ve uyuşturucu, kendisine zarar verici jilet atma, sigara söndürme gibi davranışlar sergileyebilir. Önüne gelen ve tanımadığı çoğun insanla o an cinsel isteği geldi diye ya da sevgi görmek, görebilmek için bir gecelik ilişkiler yaşayabilirler. Bazen ise intihar girişimlerinde bulunabilirler fakat bu girişimler daha çok ders vermek amacıyla olur. Aşırı kuşkucudurlar. Reddedilme ve terk edilmelerde kendilerine zarar vererek cezalandırırlar. Kendilik imajlarıyla ilgili bozukluklar birinci alandadır. Vücutlarında bir sivilce daha çıksa saatlerce uğraşabilirler. Güvensizlikler çok sıktır ya da bağlılıklar aşırı olabilir. Hayatımda gördüğüm en mükemmel insan, en kötü insan gibi…</p>



<p>       Sürekliliğin olmaması en büyük özellikleridir. Ayrılmalar, evlilikler, tekrar ayrılıklar. Cinsel tacizler çok sık olur ve karşıdaki insanın kendisine hayran kalması için yalan söyleyebilirler. Fantezisel yalanlara da çok sık rastlanır. Bu bireylerin küçüklüklerinde cinsel taciz, 2- 4 yaş arasında anne baba ilişkileri, başkalarının büyütmesi, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların doğru tedavi edilmiyor olması kendilerinde olan kişilik yapılarında ve oryantasyonlarında bozukluklar ortaya çıkarabilir. Geçmişte arkadaşlarının onunla dalga geçmesi, dayak yemesi, travmalarla karşılaşması bireylerde bu tip şemalar oluşmasına neden olmaktadır. İlaç kullanılmayla birlikte yapılan terapisinin yararlı olduğu, ilaç olmadan yapılan terapinin borderline hastalarda işi çok daha fazla zorlaştırdığını görülmektedir. İmkansız demiyoruz fakat işimizi çok daha fazla zorlaştırdığını belirtiyoruz.</p>



<p><strong>Narsistik &nbsp;(Özsever) Kişilik Bozukluğu</strong></p>



<p>       Narsist kişilik bozukluğunda bireylerde daha çok büyüklenme, başarılarını ve yeteneklerini abartma görülmektedir. Beğenilme gereksinimi ve eş duyum yapamama ile giden yaygın bir örüntü ile ilerler. Sınırsız bir başarı, güç, zekâ, güzellik ya da yüce bir sevgi düşlemleriyle uğraşırlar. Özel ve eşi benzeri olmayan biri olduklarına ve ancak özel ve üstün kişilerle anlaşabileceklerine inanırlar. Bu kişiler çok beğenilmek isterler. Kendi çıkarları için başkalarını kullanırlar. Eş duyum yapamaz, başkalarının duygularını ve gereksinimlerini anlamak istemezler. Sıklıkla başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanırlar. Başkalarına saygısız davranır ve kendini beğenmiş tutumlar sergilerler. Narsistik kişilik kendini sevme olarak algılanmamalıdır. Aslında bu kişiler kafalarında çizdiklerini idealize ettikleri imajlarına hayrandırlar. İçsel olarak kendilerini değersiz görme ya da değersizlik yaşantıları olabilirler. Bu yüzden mükemmele odaklanmak için aşırı gayret ederler, genelde başarılı olurlar, bu üstünlüklerine laf eden olursa şiddetli davranışlar göstererek saldırganlığa kadar boyut kazanabilir. Tedavi süreçleri zor olduğu kadar uzun da olabilir. Kişinin ailesinin bu konudaki desteği önemlidir. Dolayısıyla sonuç alınana ya da semptomlar azalana kadar tedavi süreci bırakılmamalıdır. Kişilik bozuklukları ciddi bir süreçtir. İnsanlar narsistik özellikler taşıyabilir ancak, bu özelliğe sahip kişilerin narsistik kişilik bozukluğu olduğu anlamına gelmez o yüzden etiketleme yaparken daha duyarlı olunması gerekir.</p>



<p><strong>Histriyonik Kişilik Bozukluğu</strong></p>



<p>       Histriyonik kişilik bozukluğunda her alanda duygusallık ve ilgilenme arayışı, olayları büyütme, abartılmış mimik ve jestler, baştan çıkarıcı davranışlar görülmektedir. Bu kişiler ilgi odağı olmaları gerektiği ya da başkalarının takdirini kazanmaları gerektiğine ilişkin inanca sahiptirler. Kadınlarda daha sık görülür. Aşırı duygusallık ve ilgi çekme arayışı ile giden yaygın bir örüntüdür. Bu tip bireyler ilgi odağı olmadığı durumlarda rahatsız olurlar.&nbsp; Başkalarıyla olan etkileşimleri cinsel yönden, ayartıcı, uygunsuz davranışlarla belirlidir. Birden değişen, yüzeysel duygular gösterirler. İlgi çekmek için dış görünümünü kullanırlar ve gereğinden çok etkilemeye yönelik, ayrıntıdan yoksun konuşma biçimleri vardır. Yapmacık davranır, gösteriş yapar, duygularını abartılı gösterirler. Kolay etki altında kalmakla birlikte ilişkilerin olduğundan daha yakın olması gerektiğini düşünürler. Histriyonik kişilerin en belirgin davranışları arasında dramatize edici ifadeler kullanmaları görülmektedir. İstedikleri ve elde edemedikleri durumlarda hemen haksızlığa uğradıklarını düşünürler. Karşısındaki insanı ikna etmek ya da onlardan intikam almak için sinir krizi geçirme ihtimalleri yüksektir.&nbsp; Destekleyici psikoterapi ile duygusal rahatsızlığı azaltmayı, özgüveni arttırmayı ve hastanın başa çıkma becerilerini özenli ve sempatik dinleme yöntemiyle geliştirmek amaçlanır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/59f7307c81bbap1btmoe56l159pp4d1jh43poib3-1.jpg" alt="" class="wp-image-1982" width="686" height="426" srcset="https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/59f7307c81bbap1btmoe56l159pp4d1jh43poib3-1.jpg 462w, https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/59f7307c81bbap1btmoe56l159pp4d1jh43poib3-1-300x186.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 686px) 100vw, 686px" /></figure>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>C. Kümesi (Endişeli) Kişilik Bozuklukları</strong></p>



<p><strong>Çekingen Kişilik Bozukluğu</strong><strong></strong></p>



<p>        Bu bozukluğu olan insanlar sosyal temastan kaçınma eğilimindedir. Bu davranış, yalnız olma arzusunun bir sonucu değil, utandırılması veya sert bir şekilde yargılanması konusundaki aşırı endişeden kaynaklıdır. Bu eleştirilme korkusu ile mesleki etkinliklerden kaçınma, iletişim eksikliği, yakın ilişkilerde tutukluluk ile birlikte kadın erkek eşit sıklıkta görülmektedir. Çekingen kişilik bozukluğu olan bireyler sevecenliklerini kesin olarak bilmedikçe insanlarla ilişkiye girmek istemezler. Utandırılacağı ya da alay edileceği korkuları yüzünden yakın ilişkiye girmekten çekinirler. Toplumsal durumlarda eleştirilme ya da dışlanma düşünceleriyle uğraşırlar. Yetersizlik duyguları yüzünden insanlar arasında çekingen davranırlar.&nbsp; &nbsp;Kendisini toplumsal olarak beceriksiz ve çekiciliği olmaya biri olarak görürler ve utandırıcı olabileceği düşüncesiyle girişimlerde bulunmada isteksiz davranırlar. Reddedilme korkusu nedeniyle çoğu zaman birçok değerli sosyal deneyimi kaçırırlar. Kendilerini beğenmez, insanların da onları beğenmeyeceğini düşünürler. Birçok kişilik bozukluğunda olduğu gibi, çekingen kişilik bozukluğunda da genellikle yaşla beraber davranış bozukluğunun şiddeti azalmaktadır.</p>



<p><strong>Bağımlı Kişilik Bozukluğu</strong></p>



<p>       Bağımlı kişilik bozukluğunda çaresizlik, boyun eğme ve karar verememe gibi duyguların baskın olması nedeniyle kişinin bir güvenceye duymasına sebep olur. Bağımlı kişilik bozukluğu olan insanlar, bir bireyi çok sahiplenir ve o kişiyi memnun etmek için büyük çaba harcarlar. Pasif ve tutunma davranışları sergileme eğilimindedirler ve ayrılma korkusu yaşarlar. Bu tip bireyler başkalarından yeterince destek ve öğüt almadıkça gündelik kararlarını vermekte güçlük çekerler. Çoğu alanda kendilerinin yerine başkasının sorumluluk almasını gereksinirler. Desteklerini çekecekleri ya da kabul görmeyeceği korkusuyla başkalarıyla aynı görüşte olmadığını söylemekte güçlük çekerler. Kendi başına bir iş yapmakta güçlük çekmekle beraber başkalarının bakım ve desteğini sağlamak için hoş olmayan şeyleri yapmak isteyecek kadar aşırıya giderler. Kendi kendine bakamayacağı korkusu yüzünden tek başına kaldığında kendini rahatsız hisseder. Yakın bir ilişkisi sonlandığında bakım ve destek kaynağı olarak yeni bir ilişki arayışına girmektedirler.</p>



<p><strong>Obsesif Kompulsif Bozukluk</strong></p>



<p>       Obsesyon dediğimiz şey kişiyi rahatsız eden ve bir türlü aklından atamadığı bir düşünce bozukluğudur. Kompulsiyon ise o sıkıntıyı yok etmek amacıyla yaptığımız davranışlara denir. Bu tip bireylerde aşırı düzenli ve titiz, hoşgörüsüz,&nbsp; iş sorumluklarına aşırı düşkün, tutumluluk, ayrıntıcılık, mantıklı olma çabası görülmemektedir. Aşırı doğrucudur, vicdanlıdır, erdem ve ahlak konusunda hiç esneklik göstermezler. İşin bitirilmesini güçleştirecek denli eksiksiz yapma uğraşı içindedirler. Obsesif Kompulsif Bozukluk erkeklerde daha çok görülür. En fazla karşılaştığımız obsesyon çeşidi bulaşma obsesyonudur. Birey pisliğin her yere ve kendisine yayılacağı düşüncesi içerisindedir ve bu durum onu rahatsız edecek dereceye geldiğinde ise bu düşünceyi yok etmek amaçlı (kompulsiyon) yıkanma eylemini gerçekleştirir. Yıkanma eylemini her defasında fazlalaştıran bireyde obsesyonları daha da rahatsız edici hale gelmektedir. Bu tip bireyler obsesyonlarından kaçarak acılarını ıstıraba dönüştürler.&nbsp; Bir diğer obsesyon ise şüphedir. Ya böyleyse? Ama bu olmadı değil mi? Sürekli onaylanma ihtiyacı içerisindedir.&nbsp; Bir diğeri cinsel obsesyonlar acaba ben sapık mıyım? Ya da dini obsesyonlarda namaz kılarken dinin inançlarına ters düşünceler gelmeye başlar ve değerlerinden uzaklaşırlar. Bu tip olayların hepsi insanları hasta eden bu düşüncelerin akıllarına gelmesi değil bu düşüncelere karşı alınan önlemlerdir. Ne kadar kaçınırsak bu hastalığın pençesine düşmüş oluruz.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/e08d7c7c42d64ba5ad372abbc7441032.jpg" alt="" class="wp-image-1983" width="759" height="385" srcset="https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/e08d7c7c42d64ba5ad372abbc7441032.jpg 650w, https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/e08d7c7c42d64ba5ad372abbc7441032-300x152.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 759px) 100vw, 759px" /></figure>



<p>  <strong>AİLE DANIŞMANI /İLAYDA COŞKUN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gulayoguz.com/kisilik-bozukluklari-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigara Bağımlılığı Nedir?</title>
		<link>https://www.gulayoguz.com/sigara-bagimliligi/</link>
					<comments>https://www.gulayoguz.com/sigara-bagimliligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2020 12:58:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tedaviler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gulayoguz.com/?p=1916</guid>

					<description><![CDATA[Sigara Bağımlılığı Sigara kullanım biçimleri kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Kimi bireyler her gün sigara tüketirken kimileri belirli aralıklarla sigara tüketmekte kimileri ise geçmişte sigara kullanmış ve artık sigara içmeyen kişilerdir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlamasına göre hayatı süresince toplam 100 tane sigara tüketmiş birey sigara içen olarak ifade edilmektedir.&#160; Dünyada sigara kullanımı incelendiğinde gelişmiş ülkelerde zaman &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sigara Bağımlılığı</strong></h2>



<p>       Sigara kullanım biçimleri kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Kimi bireyler her gün sigara tüketirken kimileri belirli aralıklarla sigara tüketmekte kimileri ise geçmişte sigara kullanmış ve artık sigara içmeyen kişilerdir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlamasına göre hayatı süresince toplam 100 tane sigara tüketmiş birey sigara içen olarak ifade edilmektedir.&nbsp; Dünyada sigara kullanımı incelendiğinde gelişmiş ülkelerde zaman geçtikçe tütün kullanımı azalmaya yönelik bir seyir izlerken; gelişmekte olan ülkelerde tütün kullanımında artış gözlemlenmektedir. Ülkemizde şu an için 20 milyon civarı sigara tüketen birey vardır; bu veriyle dünya ülkeleri arasında en fazla tütün tüketen 10. ülkedir. </p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Sigaranın Etkileri</strong></h4>



<p>       Sigara kullanımının yarattığı olumsuzluk sadece tüketen bireyi etkilememekte, aynı zamanda çevresinde bulunan kişileri de pasif olarak etkilemektedir. Pasif içici olarak nitelendirilen bu kişilerde de önemli sağlık problemlerine neden olmaktadır. Sigaranın; akciğer kanseri, lösemi, ağız, gırtlak, pankreas, böbrek, mesane ve özofagus kanserlerine, kronik bronşite ve amfizeme, kalp rahatsızlıklarına ve beyin damar hastalığına neden olduğu ortaya çıkmıştır. Dünyada her yıl 4 milyon insan sigaradan kaynaklı ölmektedir. Bu değerle sigara, dünyada en fazla ölüme neden olan faktörlerin başında yer almaktadır. Bunun yanı sıra sigara erkeklerde iktidarsızlığa ve kadınlarda doğurganlığa etki etmektedir. Sigara içen bireylerin çocuklarında solunum yolu hastalıkları görülme olasılığı yüksektir. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="615" src="https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/3f13d-1-1024x615.jpg" alt="" class="wp-image-1990" srcset="https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/3f13d-1-1024x615.jpg 1024w, https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/3f13d-1-300x180.jpg 300w, https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/3f13d-1-768x461.jpg 768w, https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/3f13d-1-1536x922.jpg 1536w, https://www.gulayoguz.com/wp-content/uploads/2020/09/3f13d-1-2048x1230.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>       Sigaranın içerisinde yer alan nikotinin bağımlılık yapıcı etkisi; bireyin beynine tesir ederek kişide olumlu duygular yaratmaktadır. Bunun bir sonucu olarak da birey sigara içme hareketinin sıklığını arttırmaktadır.&nbsp; Sigara kullanan bireyler sigaradan yoksun kaldıklarında ise şiddetli nikotin ihtiyacı, çabuk öfkelenme, huzursuzluk, anksiyete, odaklanma sorunu, hareketsiz duramama, iştah artması ve buna bağlı kilo alma, kalp atımında yavaşlama gibi belirtiler görülmektedir. Yoksunluk emarelerinin görülmesi ve toleransın normalden fazla oluşması; fiziki olarak da nikotin bağımlılığının başladığını göstermektedir.&nbsp; Eroin ve alkol ile benzer olan sigara bağımlılığının fiziki boyutunda bireyin sigara kullanmadığında ortaya çıkan yoksunluk emareleri; sigara kullandığında ortadan kalkmakta ve bu şekilde sigara bir bakıma ödül olarak işlev görmektedir. Sigara kullanamamanın sonucu ortaya çıkan yoksunluk belirtilerinin süresi bireyden bireye fark etmektedir. Yoksunluk tablosu; madde kullanımının birden bırakılması sonucu vücudun doğal bir tepkisidir. En kuvvetli yoksunluk tablosu 4 haftaya kadar son bulmaktadır. Sigara bağımlılığının tedavisinde psikoterapi ve ilaç tedavisi en etkili iki yöntem olarak belirtilmektedir. Nikotinin ruhsal ve davranışsal olarak da kişiye etkileri göz ardı edilerek yapılan tedaviler; kişinin nikotin yoksunluğunun geçmesinin akabinde yeniden sigaraya başlamasına engel olamaz. Zira fiziksel, ruhsal ve davranışsal etkenler birbirine bağlıdır. Misal; nikotin ihtiyacı hissetme kişide ruhsal sıkıntıya neden olabilir. Ya da çay, kahve tüketirken sigara içme isteği doğabilir; bu da davranışsal bir faktördür.&nbsp; Tedavi sürecinde ise bu üç faktör birlikte ele alınır. &nbsp;</p>



<p>       Araştırmalara göre yardım almadan sigara kullanımını bırakabilen bireylerin oranı ancak %7,9’dur.&nbsp; İlaç tedavilerinin dışında ülkemizde nikotin yoksunluğunu gidermek için; bant, sakız ve dilaltı formları da bireyler tarafından kullanılmaktadır. Nikotin bantlarının ise ürtiker, baş ağrısı, taşikardi, öksürük, baş dönmesi, kaygı bozukluğu, bulantı, hazımsızlık, kas ağrıları,&nbsp; gibi yan etkilere neden olduğu belirtilmektedir. &nbsp;Nikotin yerine koyma tedavisi sürecinde birey sigara içmemelidir; bunun yanında hamileler ve bebek emziren kadınlarda, faal ya da son dönemlerde kalp krizi geçiren bireylerde nikotin yerine konulma tedavisinin uygulanması sakıncalıdır.&nbsp; </p>



<p></p>



<p>       Sigarayı bırakma konusunda bilişsel davranışçı terapi oldukça yapılandırılmış ve kanıta dayalı bir müdahaledir. Bilişsel davranışçı terapiler (BDT) temelde duygu düşünce ve davranışlar arasındaki etkileşim üzerinden işler. Yani kişinin duyguları ve düşünceleri nasıl davranacağını etkiler, ya da kişinin davranışından duygu ve düşünceleri etkilenir. Bilişsel davranışçı terapi genellikle 10 ila 20 seans aralığında sonuç almayı hedefler ve öncelikle sorunu belirleme, ilgili hedefler koyma, sorunun formülasyonunu yapabilmek için veri toplama, başa çıkma ve problem çözme becerileri öğretme, işlevsel olmayan düşünce ve inançların yerine işlevsel olanları geliştirmeyi ve nüks önleme çalışmalarını içerir. </p>



<h1 class="wp-block-heading"><strong>Tedavi Yöntemi</strong></h1>



<p>       BDT temelli bir sigara bırakma programı kişileri tütün kullanımı hakkında bilgilendirme ve psikoeğitimle başlayıp onların sürece bağlılığından ve sigarayı bırakma isteklerinden emin olma ve sürecin nasıl ilerleyeceğine ilişkin (vücuttan nikotin çekilmesi gibi) bilgilendirme ile devam edebilir. Sonrasında ise, dürtü kontrolü, bilişsel yeniden yapılandırma, başa çıkma tekniklerinin öğretilmesi, edimsel yöntem, girişkenlik eğitimi, iletişim eğitimi ve nüks önleme çalışmalarının uygulanması önerilmektedir.  Sigarayı bırakma sürecinde bilişsel tedavinin önemi oldukça büyüktür; çünkü kişiler sigarayla ilgili olumlu düşüncelerini değiştirmediği sürece yokluğunda kendilerini eksik, güçsüz, cezalandırılmış hissedecek ve sigaraya tekrar başlayacaklardır. Benzer şekilde, davranışçı tedavinin de özellikle bırakma sürecinde kişilerin yaşadığı yoksunlukla baş etme güçlerini arttıracak, stresi azaltacak ve gevşemelerini sağlayacak aktivite planlamalarıyla etkili olduğu vurgulanmaktadır.</p>



<p><strong>AİLE DANIŞMANI/İLAYDA COŞKUN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gulayoguz.com/sigara-bagimliligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
